• Ara
  • Kayıt
  • Giriş
  • Fikri Mülkiyet » Kararlar
  • Yargıtay 11. HD.’nin 1.12.2000 gün ve E. 2000/7590, K. 2000/9528 sayılı kararı
  •  

    “Mahkeme, yaptırdığı bilirkişi incelemesi sonucu verilen mütalaa doğrultusunda, davacı markasında yer alan "Computer" sözcüğünün markanın esaslı unsurunu teşkil ettiğini kabul ederek ve bu kelimenin de cins ve vasıf ifade etmesi nedeni ile mutlak ret sebebi olduğu gerekçesi ile 556 sayılı KHK.’nın 7/1-c, aynı kelimenin ticaret alanında herkes tarafından kullanılan işaret ve adı ihtiva ettiğinden 7/1-d ve bu kelimeyi asıl unsur olarak içeren markanın halkı aldatacak mahiyet taşıdığından 7/1-f maddeleri gereğince davayı reddetmiş, başvurunun kabulü hususunda ileri sürülen Paris Sözleşmesi'nin 6. maddesinin mükerrer A/1 maddesini de kararda münakaşa etmemiş olmakla birlikte bilirkişi raporu içeriğine göre tescil isteminin bu yasal dayanağını aynı sözleşmenin aynı maddesinin B/2 bendinde yazılı ayrık sebeplerden addederek dikkate almamıştır. 556 sayılı KHK.’nın markanın içereceği işaretleri tamamlayan 5. maddesine göre, markanın bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşulu ile, kişi adları dahil özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar... gibi her türlü işaretleri içereceği belirtilmiştir. Aynı kararnamenin 7. maddesinde marka tescilinde mutlak ret sebepleri sayılmış, 7/1-c maddesinde cins ve vasıf bildiren, 7/1-d maddesinde ticaret alanında herkes tarafından kullanılan işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak, içeren markaların, 7/1-f maddesinde de mal ve hizmetin niteliği ve kalitesi gibi konularda halkı yanıltacak mahiyetteki markaların tescil edilemeyeceği öngörülmüştür. Türkiye’nin de taraf olduğu ve bir iç hukuk kuralı gibi uygulanması gerekli Paris Sözleşmesinin 6. maddesinin 4. mükerrer A/f fıkrasında "Menşe memlekette usulüne muvafık bir surette tescil edilmiş markaların aynı maddesindeki ihtirazı kayıtlar altında birlik ülkelerinde de kabul edileceği" hüküm altına alınmış, ihtirazi kayıtların sayıldığı B/2 maddesinde markanın temyiz edici vasıftan mahrum veya münhasıran nev’i ve cins gösteren işaretlerden olması halinde, tescil isteminin reddedilebileceği belirtilmiştir. Davacının tescil başvurusu yaptığı hizmet markası (Computer Bild+şekil)’den ibaret olup, Computer sözcüğü yatay olarak yazılmış, dikey olarak ve haç teşkil eder biçimde de siyah bir tablo oluşturulmuş bu tablonun alt kısmına ise "Bild" kelimesi yazılarak bu renk kompozisyonu içerisinde özgün bir şekil vücuda getirilmiştir. Markada bilgisayar anlamındaki "Computer" ve resim anlamındaki "Bild" sözcüklerinden oluşan "Computer Bild" isimleri bir unsur olup, sözü edilen renk ve şekil kompozisyonu ise, diğer ikinci bir unsurdur. Sorun bu unsurlardan teşekkül etmiş davacı markasındaki asıl unsurun "Computer" sözcüğü olup olmadığıdır. Bir markaya oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Mahkemece, iki sözcükten oluşan yazı unsuru, markadaki şekil unsuru nazara alınmadan incelenmiş, "Computer" sözcüğü biraz daha büyük ve kalın yazıldığı gerekçe gösterilerek onun asıl unsur olduğu neticesine varılmıştır. Marka sırf sözcük unsurundan oluşsa idi varılan bu netice doğru olabilecekti. Oysa, anlatılan bu durumda sözcüklerden cins bildiren "Computer" sözcüğü asıl unsur olmaktan çıkmış, sözcükler özel ve özgün renk ve şekil kompozisyonu içinde verilmiş bu nedenle de öne çıkıp ayırt edici özellik kazanmış ve oluşan bu genel marka şekli kabul ve tescile değer hale gelmiştir. Davacı bu markasını bu şekli ile menşe memlekette ve daha birçok ülkede tescil ettirdiği gibi, anılan markaya Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı'ndan da tescil belgesi verilmiştir. Dosyada mevcut belgelerden benzer Computerworld Communications, Tandon Computer, Computerworld ve Paint Computer markalarının davalı TPE tarafından tescil edildiği görülmüştür, Bu bakımından mahkemenin yorumu yanlış ve kurulan hüküm de yerinde olmadığından davanın kabulüne karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir. Kaldı ki, davacı markasının Paris Sözleşmesi 6. mükerrer A/1 maddesi gereği menşe memlekette ve birçok ülkede tescilli bulunduğuna göre, marka tescil isteminin ülkemizde de kabulü zorunluluğu vardır. Aynı sözleşmenin B/2 maddesindeki istisna, markanın ayırıcı niteliği olmaması veya münhasıran temsil ettiği hizmet ve ürünün cinsini ve nev’ini göstermesi haline münhasırdır. Davacı markasının yukarıda izah edilen nedenlerle ayırıcı niteliği haiz olup, münhasıran nev’i ve cins gösteren bir marka sayılması da mümkün değildir. Sırf bu nedenle de kararın bozulması gerekir. Bozma gerekçeleri, davacı marka başvurusunun reddi için ileri sürülen ve karara mesnet yapılan 556 sayılı KHK.’nın 7/1-c-d-f fıkralarının tamamını kapsamakta ve hepsi içinde geçerli bulunmaktadır.”
    .
    Kaynak: FMR, C. 2, S. 1, sh.177; Kazancı; Batider, C. 21, S. 2, sh. 344

    #144
    gonderen: ly
    1 yıl once gonderildi
    Bu konu için RSS beslemesi  

    Cevapla

    Mesaj göndermek için giriş yapmalısınız.

  • Etiketler
  •  

  •  
        Copyright Legalmenu © 2008. Turk Hukuk Rehberi.Net - Web Tasarim Gelistirme : Lex Designer - Mike Lohar  
    .