<?xml version="1.0"?><!-- generator="bbPress" -->

<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
>

<channel>
<title>Fikri Mülkiyet: Güncel konular</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</link>
<description>Fikri Mülkiyet: Güncel konular</description>
<language>en</language>
<pubDate>Sat, 31 Jul 2010 23:11:23 +0000</pubDate>

<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 09.10.1984 gün ve E. 1984/4499, K. 1984/4560 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-09101984-gun-ve-e-19844499-k-19844560-sayili-karari#post-178</link>
<pubDate>Per, 09 Apr 2009 10:00:30 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">178@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;DAVA : Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesince verilen 2.3.1983 tarih ve 729 - 80 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılardan ( A. ) subun yağ. San. A.Ş. ( T. ) Gıda ltd. şti. ( T. ) Ambalaj San. avukatları tarafından istenmiş olmakla işina gereği konuşulup düşünüldü :&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;KARAR : Davacılar vekili, müvekkillerinden ( K. ) Yağ, Sabun, Gliserin san ve Tic. A.Ş. tarafından imal edilen ve diğer müvekkili ( K. ) Sınai Mamulleri Pazarlama A.Ş. de pazarlaması yapılan Riviyara tipi tabir edilen zeytin yağlarının Türkiye'de ilk kez madeni üstüvane kutular içinde ve hususi bir komposizyonla çıkarıldığını davacılardan ( N.K. )'nin de bu mamullerdeki markaların tescili sahibi bulunduğunu, yuvarlak madeni kutularda pazarlanan zeytinyağların yapılan reklamlarla ( altın renkli kutuda ) şeklinde piyasada yerleştiğini, davalılardan ( A. ) sabun yağ san. ve Tic. A.Ş,'nin de ( altın özü ) markası vererek 23.5.1977 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere tescil ettirmek suretiyle aynı türde bir zeytinyağını müvekkillerinin ambalaj komposizyonu ile iltibasa yol açacak şekilde piyasaya sürdüğünü ve diğer davalılar tarafından da pazarlamasının yapıldığını davalıların bu fiillerinin müvekkillerinin haklarına tecavüz teşkil ettiğinin İstanbul 1. Ticaret Mahkemesince yapılan tesbitle saptandığını belirterek, davalıların müvekkillerinin sınai mülkiyet haklarına tecavüz ettiklerinin tesbiti vaki tecavüzün men ve izalesini, kutularda altın rengi fonunun kullanılmamasına, kutularda kullanılan zeytin dallarının davacılarınkinden ayırd edilecek şekilde yapılmasına, Mülküam olup Marklar kanunun 5/6 maddesi uyarınca inhisar altına alınmasına imkan olmayan ( altın Özü ) kelimesinin kullanılmamasına tescil edilmiş olan bu markanın iptali ile sicil kayıtlarının terkinine, ambalaj ve tanıtma vasıtalarının imhasına ve hükmün gazete ile ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 978/587 esasda kayıtlı olarak ( T. ) Ambalaj Sanayii A.Ş. aleyhine açtığı dava ile de, müvekkillerinin piyasaya sundukları zeytinyağlarının kutularının imal eden davalı şirketin aynı komposizyonundaki kutuları ( A. ) Sabun ve Yağ San. ve Tic. A.Ş. namına da imal ettiğini öğrendiklerini, komposizyon özelliklerinin iltibasa yol açabilecek nitelikte olduğunu belirterek, bu durumun tesbiti ile fiilin men delilmesine, imalata yarayan vasıtaların imhasına, sembolik olarak ( 1 ) lira manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş her iki dava birleştirilerek birlikte görülmüştür.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Davalı ( A. ) Sabun San ile ( T. ) Gıda ltd. şti. vekilleri cevabından, davacıların Türkiye'de ilk defa madeni üstüvane kutular içinde zeytinyağını piyasaya sürdükleri iddiasının doğru olmadığını, müvekkili şirketin kullandığı markanın daha önce tescil edildiğini, zeytinyağı kutularında yağın tabii rengi olan altın sarısı renginin kullanılması ve kutu üzerindeki zeytin dallarının işlenmesinin sadece ülkemiz için değil, tüm zeytin yetiştiren ülkelerin zeytinyağı kutularının alışılagelmiş renkleri olduğunu, bu rent komposizyonunun bir firmanın tekeli altına alınamayacağını, tecavüz iddiasının varit olmadığını ayrıca tescilli bir markanın kullanılmasının doğal olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Birleştirilen 978/587 sayılı dosyanın davalısı ( T. ) Ambalaj Sanayii A.Ş. vekili cevabında, ambalaj fonu olan altın rengin standart bir renk olduğunu ve ithal edilerek 1956 yılından beri imal edilen muhtelif kutularda kullanıldığını, bu rengin özel olarak davacı firma için yapılan bir renk alışımı olmadığını, ambalaj komposizyonundaki zeytin dalı resminin davacı için özel olarak yapıldığını, bunun başka hiçbir firmaya verilmediğini, ( A. ) sabun ve Yağ. A.Ş.'nin müvekkili şirket davacıların kutuları ile hiçbir benzerliği bulunmayan tamamen değişik resim ve komposizyonda kutular sipariş ettiğini, müvekkilinin yapılan siparişi yapıp teslim etmekle yükümlü olduğu için haksız rekabet iddiası varsa husumetin müvekkiline değil, siparişi veren firmaya tevcihi gerektiğini, esasen markalar kanunun 4. maddesi uyarınca rengin marka olarak kabul edilemeyeceğini kutuların iltibasa mahal verici niteliği olmadığını, zeytinyağının alıcı tarafından rengi ile değil markası ile istenildiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Mahkemece, 20.12.1982 günlü bilirkişi raporu, tanık beyanları, tesbit dosyaları ile toplanılan deliller dayanak yapılarak davalının kullandığı ( altınözü ) tescili markasının Devletin kamu emlakına ait bir ismi, coğrafi bir ismin kullanılmasını ve malın imal mahallini yanlış göstermesinin caiz olmadığından bu markanın iptali gerektiği, ambalaj komposizyonunun davalı tarafından da kullanılmasının TTK.nun 56. maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği ve anılan yasanın 57/5. maddesine mümas iltibas ihtimalinin bulunduğu birleştirilen davadaki davalı fiilinin de davacıya yaptığı ambalajı başka firmalara da yapmak suretiyle haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle ( 1 ) lira manevi tazminat istemi dışındaki her iki davanın da kabulüne karar verilmiştir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Hüküm davalılardan ( A. ) Sabun Yağ San. A.Ş. ( T. ) Gıda ltd. şirketi vekilleri ile ( T. ) Ambalaj San. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre mümeyyiz davalılardan ( T. ) Gıda ltd. şti. ile Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;2 - Mahkemece, davalılardan ( A. ) Sabun Yağ Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına tescilli bulunan ( Altınözü markasının devletin kamu emlakine ait coğrafi bir ismin kullanılmasını ve malin imal mahallini yanlış göstermesine sebebiyet vereceği gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Gerçekten de Altınözü hernekadar Hatay iline bağlı bir ilçe adı ise de, bu markanın sahibi bulunan davalının sırf 551. sayılı Markalar Kanununun 5. maddesinin ( b ) fıkrasında yazılı olduğu şekilde, halkı aldatmak kasdı ile bu ismi marka olarak aldığı anlaşılmadığı gibi, esasen Altınözü ilçesinin dahi zeytinyağı satışlarında isminden faydalanılacak derecede ( örneğin bir Ayvalık, Edremit ve Gemlik gibi ) şöhret sahibi de olmadığı ve diğer taraftan bu ismin sadece bir şehir adı olmayıp, satımı konu mamulün saf ve kaliteli olduğu anlamına da geldiği, bu itibarla adı geçen davalının maksatlı bir şekilde bu markayı kullandığı kabul edilmeyeceğinden, davacıların markanın da iptaline yönelik istemlerinin reddine karar verilmesi gerekirken, aksine düşünce ile yazılı olduğu şekilde markanın da iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş ve davalı ( A. ) Sabun Yağ Sanayii ve Ticaret A.Ş.'nin buna yönelik temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte yazılı nedenlerle mümeyyiz davalılardan ( T. ) Gıda ltd. şti ile ( T. ) Ambalaj san. A.Ş.'nin tüm ve ( . ) Sabun Yağ San. ve Tic. A.Ş.'nin sair temyiz itirazlarının reddi ile ilamın onlara yönelik kısmının ONANMASINA ve hükmün ( 2 ) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı ( A. ) Sabun Yağ San. ve Tic. A.Ş. yararına BOZULMASINA, 9.10.1984 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Dominant Mevzuat ve İçtihat Sitesi
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin,  14.6.1999 gün ve E. 1999/3271, K. 1999/5256 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-1461999-gun-ve-e-19993271-k-19995256-sayili-karari#post-175</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 17:58:52 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">175@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Dava, marka tescil itirazının reddi kararının iptali ile markanın iptali ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8. maddesindeki düzenlemeye göre &#34;Marka, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir markanın aynı veya benzeri olmakla birlikte, farklı mallar veya hizmetlerde kullanılabilir. Ancak, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilir.&#34; hükmü bulunmaktadır. Davacının iddiası tanınmışlık olup, tanınmışlığın tespitinde hakimin şahsi bilgisi esas alınamaz. O halde mahkemece uzman bilirkişiler vasıtasıyla bilirkişi incelemesi yaptırılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Yargı Dünyası, Kasım 1999, S. 47, sh. 35; İBD, C.74, Mart 2000, S. 1-3, sh. 252-253;  Moroğlu, sh. 1215
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 25.6.1998 gün ve E. 1997/8873, K. 1998/4815 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-2561998-gun-ve-e-19978873-k-19984815-sayili-karari#post-174</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 17:57:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">174@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Mahkemece; iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal teşkil eden 10.3.1997 tarihli kararına göre tescil edilmezlik iddiası ile silinmesi istenilen başvuru sahibinin markasındaki renk unsurunun diğer unsurlar ile birlikte (lafzi marka ile) tescilli bulunduğu, her iki tarafın renk ile ilgili tescillerinin yasaya uygun bulunduğu, bu şekildeki tescillerde sadece renk ile ilgili koruma ve tekel hakkı verilemeyeceği, böylece marka hakkı sahibinin, aynı rengi diğer (ayırıcı) unsurları ile birlikte tescil ettirilen kimseye karşı açacağı terkin davasının dinlenemeyeceği, feri müdahilin (Petgaz A.Ş.nin) &#34;lafzi&#34; markasının yanında rengi tescil ettirmesi sebebiyle iltibasın söz konusu olmayacağı, aynı rengin başka firmalarca da tescil ettirildiği, tescil işleminde 556 sayılı KHK. hükümlerine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı; Karahan, Hükümsüzlük, sh. 29
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 24.3.2003 gün ve E. 2002/10575, K. 2003/2752 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-2432003-gun-ve-e-200210575-k-20032752-sayili-karari#post-173</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 16:56:15 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">173@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Tanınmış marka ne Türk markalar mevzuatında ne de yabancı kanunlarda tarif edilmemiş, bu husus mahkeme içtihatlarına ve öğretiye bırakılmıştır. Dairemiz tarafından oluşturulan çeşitli kararlarda tanınmış marka, bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak tarif edilmiştir (13.03.1998 gün 1997/5647E. 1998/1704K. 23.03.2000 gün 1999/8859E. 2000/2229K.). Öğretide ise; tanınmış marka kavramı ile, bir ülkenin bir veya bir kaç yöresinde tutunmuş markalar değil, dünya çapında olmasa bile, yurt içi ve yurt dışında ilgili çevrelerce bilinen Paris Sözleşmesi'ne üye devletlerden birinin vatandaşına veya o ülkelerden birinde yerleşik olan ya da ticari veya sınai işletmeye sahip kişilere ait bulunan markalar kastedildiği açıklanmış olup, diğer bir görüşe göre ise; (Bkz. Fikri Mülkiyet Hukuku, Prof. Dr. Ünal Tekinalp-İst. Üni. Hukuk Fakültesi, 1999 sh.379 vd.) Markanın ülke ve uluslararası alanda bu niteliğe sahip olabilmesi için bir işletmeyi veya mamullerinin hizmetlerini simgelemesi ya da süper bir kaliteye sahip olduğunun büyük halk kitleleri tarafından kabul edilmesi gerekir. Buna göre tanınmış markanın iki fonksiyonu vardır. Bunlardan ilki her markada olduğu gibi, diğer rakip mallardan ve hizmetlerden kendi mal ve hizmetini ayırt etmesi, diğeri ise her türlü rekabet kaygısı dışında yüksek bir kaliteyi temin etmesi olarak açıklanmıştır. (Bkz. Tanınmış Markalar, Prof. Dr. Hamdi Yasaman-İst. Üni. Hukuk Fakültesi, Halil Arslanlı'nın Anısına Armağan, 1978, sh. 691 vd.; Yargıtay 11. HD. 15.12.1997 gün 1997/5784-9233 sayılı kararı). Bunun yanında, mevzuatta ise, Uluslararası Paris Sözleşmesi'nin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesine göre, sözleşmenin tarafı olan ülkeler menşe memlekette usul ve nizamına tevkifan tescil edilmiş olan markanın o surette himaye göreceğini taahhüt etmiş bulunmaktadırlar. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin 7 (i) maddesi de buna paralel bir hüküm getirmiş, sahibi tarafından izin verilmeyen Paris Sözleşmesi'nin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesine göre tanınmış markaların mutlak ret sebebi olarak esas alınacağı öngörülmüştür. Tanınmış marka konusunda Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO) Tanınmış Markalar Uzmanlar Komitesi'nce de kriterler belirlenmiş olup, yapılacak incelemede bunların da göz önünde tutulması gerekecektir. Somut olayda davacının iddiası yurt içinde ve yurt dışında tanınmışlığa dayalı olup tanınmışlığın tespitinde hakimin şahsi bilgisi tek başına esas alınamaz. O halde mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında ve somut olayın özelliği de dikkate alınarak, davacının tanınmışlık konusunda davalı Enstitü’ye yaptığı başvuruya ilişkin belgeler de getirtilmek suretiyle, davacının tüm delilleri toplandıktan sonra uzman bilirkişiler vasıtasıyla inceleme yaptırılarak hasıl olacak sonucu göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 22.11.2002 gün ve E. 2002/5352, K. 2002/10729 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-22112002-gun-ve-e-20025352-k-200210729-sayili-karari#post-172</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 16:55:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">172@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Bahçe kültürü, sera ve çiçekçilik alanında yapılacak sergi ve organizasyonlarını konu alacak bir hizmet için, Türkçe'de çiçekçi anlamına gelen ve ilgili çevrelerce bilinip kullanılan &#34;Florist&#34; yabancı sözcüğünün marka olarak tescili istemi, bu kelimenin hem hizmetin cinsini, hem de hizmete ait bir meslek grubunun adını içermesi nedeni ile 556 sayılı KHK.’nın 7/1-c ve d maddelerine aykırılığı açıktır. Ne var ki davacı itiraz ve davasını esas olarak 556 sayılı KHK.’nın 7/II. maddesine dayandırmış bulunmaktadır. Bu madde &#34;Bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise (b), (c), (d) bentlerine göre tescil reddedilemez&#34; hükmünü içermekte olup davacı bu uğurda bir kısım delil ve belge ibraz etmiştir. Bilirkişi mütalaasında ve onu benimseyen mahkeme kararında bu iddia da incelenmiş ise de, ne hukukçu bilirkişinin sıfatı ne de verdiği rapor hükme yeterli bulunmamaktadır. Zira &#34;kullanım neticesi ayırt edici nitelik kazanma olgusu&#34; yerleşik içtihatlara göre o mal veya hizmetle ilgili alıcı-satıcı (hizmet alıp-veren) çevrelerde oluşup algılanmalıdır. Bilirkişi kurulunda bu çevre veya çevre ile ilgili kişiler de bulundurulup görüşleri alınmalıdır.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı-YKD, Temmuz-Kasım 2003, C. 29, S. 11, sh. 1701
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 20.6.2002 gün ve E. 2002/2382, K. 2002/6369 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-2062002-gun-ve-e-20022382-k-20026369-sayili-karari#post-171</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 16:54:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">171@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Davacı vekili...tescilini istedikleri markanın tescil tarihinden önce kullanıldığını ve ayırt edici nitelik kazandığını savunarak TPE. Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 25.5.2000 tarih ve M-503 sayılı kısmi ret kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının başvurusunun, benzer markalar kapsamındaki mallar için reddedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece... davacının markasının tanınmış olmadığı, tescilden önce ayırt edici nitelik kazanmadığı ve mevcut tescilli markalarla ayırt edilemeyecek kadar aynı nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: FMR, C. 2, S. 4, sh. 147; Kazancı
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin,  14.6.2002 gün ve E. 2002/5828, K. 2002/6130 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-1462002-gun-ve-e-20025828-k-20026130-sayili-karari#post-170</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 16:52:42 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">170@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Davacı vekili, müvekkilinin dünyaca tanınmış KEBENG KEBERGSPORT VE İCEBERG JEANS markalarının sahibi bulunduğunu, davalının İCEBERG markasının tescil başvurusunun, Paris Sözleşmesinin mükerrer 6 ve 556 sayılı KHK.’nın 7/i maddesi ile müvekkiline sağlanan korumaya aykırı olduğu halde yapılan itirazın ve yeniden inceleme isteğinin reddedildiğini belirterek, ret kararının iptalini, anılan marka başvurusunun reddini ve müvekkiline ait markaların tanınmış markalar olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, bozmaya uyularak yaptırılan bilirkişi incelemesi ve toplanan delillere dayanılarak, davacı markalarında çekirdek unsuru olan İCEBERG markasının tanınmışlığının tespitine, TPE.’nin Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun ret kararının iptaline, davalı şirket markasının sicil kayıtlarından terkiniyle haksız rekabetin önlenmesine, markayı taşıyan tüm ürünlerdeki etiket, tanıtma gereçleriyle bunların imalinde kullanılan malzemelere el konularak imhasına, 500 milyon lira manevi tazminatın davalı Ltd. Şti.’den tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiş, Dairece onanmıştır. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı Ltd. Şti. vekilinin HUMK.’un 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak:Kazancı
&#60;/p&#62;</description>
</item>

</channel>
</rss>
