<?xml version="1.0"?><!-- generator="bbPress" -->

<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
>

<channel>
<title>Fikri Mülkiyet: Son Gönderilenler</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</link>
<description>Fikri Mülkiyet: Son Gönderilenler</description>
<language>en</language>
<pubDate>Sat, 31 Jul 2010 23:10:54 +0000</pubDate>

<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 09.10.1984 gün ve E. 1984/4499, K. 1984/4560 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-09101984-gun-ve-e-19844499-k-19844560-sayili-karari#post-178</link>
<pubDate>Per, 09 Apr 2009 10:00:30 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">178@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;DAVA : Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesince verilen 2.3.1983 tarih ve 729 - 80 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılardan ( A. ) subun yağ. San. A.Ş. ( T. ) Gıda ltd. şti. ( T. ) Ambalaj San. avukatları tarafından istenmiş olmakla işina gereği konuşulup düşünüldü :&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;KARAR : Davacılar vekili, müvekkillerinden ( K. ) Yağ, Sabun, Gliserin san ve Tic. A.Ş. tarafından imal edilen ve diğer müvekkili ( K. ) Sınai Mamulleri Pazarlama A.Ş. de pazarlaması yapılan Riviyara tipi tabir edilen zeytin yağlarının Türkiye'de ilk kez madeni üstüvane kutular içinde ve hususi bir komposizyonla çıkarıldığını davacılardan ( N.K. )'nin de bu mamullerdeki markaların tescili sahibi bulunduğunu, yuvarlak madeni kutularda pazarlanan zeytinyağların yapılan reklamlarla ( altın renkli kutuda ) şeklinde piyasada yerleştiğini, davalılardan ( A. ) sabun yağ san. ve Tic. A.Ş,'nin de ( altın özü ) markası vererek 23.5.1977 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere tescil ettirmek suretiyle aynı türde bir zeytinyağını müvekkillerinin ambalaj komposizyonu ile iltibasa yol açacak şekilde piyasaya sürdüğünü ve diğer davalılar tarafından da pazarlamasının yapıldığını davalıların bu fiillerinin müvekkillerinin haklarına tecavüz teşkil ettiğinin İstanbul 1. Ticaret Mahkemesince yapılan tesbitle saptandığını belirterek, davalıların müvekkillerinin sınai mülkiyet haklarına tecavüz ettiklerinin tesbiti vaki tecavüzün men ve izalesini, kutularda altın rengi fonunun kullanılmamasına, kutularda kullanılan zeytin dallarının davacılarınkinden ayırd edilecek şekilde yapılmasına, Mülküam olup Marklar kanunun 5/6 maddesi uyarınca inhisar altına alınmasına imkan olmayan ( altın Özü ) kelimesinin kullanılmamasına tescil edilmiş olan bu markanın iptali ile sicil kayıtlarının terkinine, ambalaj ve tanıtma vasıtalarının imhasına ve hükmün gazete ile ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 978/587 esasda kayıtlı olarak ( T. ) Ambalaj Sanayii A.Ş. aleyhine açtığı dava ile de, müvekkillerinin piyasaya sundukları zeytinyağlarının kutularının imal eden davalı şirketin aynı komposizyonundaki kutuları ( A. ) Sabun ve Yağ San. ve Tic. A.Ş. namına da imal ettiğini öğrendiklerini, komposizyon özelliklerinin iltibasa yol açabilecek nitelikte olduğunu belirterek, bu durumun tesbiti ile fiilin men delilmesine, imalata yarayan vasıtaların imhasına, sembolik olarak ( 1 ) lira manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş her iki dava birleştirilerek birlikte görülmüştür.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Davalı ( A. ) Sabun San ile ( T. ) Gıda ltd. şti. vekilleri cevabından, davacıların Türkiye'de ilk defa madeni üstüvane kutular içinde zeytinyağını piyasaya sürdükleri iddiasının doğru olmadığını, müvekkili şirketin kullandığı markanın daha önce tescil edildiğini, zeytinyağı kutularında yağın tabii rengi olan altın sarısı renginin kullanılması ve kutu üzerindeki zeytin dallarının işlenmesinin sadece ülkemiz için değil, tüm zeytin yetiştiren ülkelerin zeytinyağı kutularının alışılagelmiş renkleri olduğunu, bu rent komposizyonunun bir firmanın tekeli altına alınamayacağını, tecavüz iddiasının varit olmadığını ayrıca tescilli bir markanın kullanılmasının doğal olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Birleştirilen 978/587 sayılı dosyanın davalısı ( T. ) Ambalaj Sanayii A.Ş. vekili cevabında, ambalaj fonu olan altın rengin standart bir renk olduğunu ve ithal edilerek 1956 yılından beri imal edilen muhtelif kutularda kullanıldığını, bu rengin özel olarak davacı firma için yapılan bir renk alışımı olmadığını, ambalaj komposizyonundaki zeytin dalı resminin davacı için özel olarak yapıldığını, bunun başka hiçbir firmaya verilmediğini, ( A. ) sabun ve Yağ. A.Ş.'nin müvekkili şirket davacıların kutuları ile hiçbir benzerliği bulunmayan tamamen değişik resim ve komposizyonda kutular sipariş ettiğini, müvekkilinin yapılan siparişi yapıp teslim etmekle yükümlü olduğu için haksız rekabet iddiası varsa husumetin müvekkiline değil, siparişi veren firmaya tevcihi gerektiğini, esasen markalar kanunun 4. maddesi uyarınca rengin marka olarak kabul edilemeyeceğini kutuların iltibasa mahal verici niteliği olmadığını, zeytinyağının alıcı tarafından rengi ile değil markası ile istenildiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Mahkemece, 20.12.1982 günlü bilirkişi raporu, tanık beyanları, tesbit dosyaları ile toplanılan deliller dayanak yapılarak davalının kullandığı ( altınözü ) tescili markasının Devletin kamu emlakına ait bir ismi, coğrafi bir ismin kullanılmasını ve malın imal mahallini yanlış göstermesinin caiz olmadığından bu markanın iptali gerektiği, ambalaj komposizyonunun davalı tarafından da kullanılmasının TTK.nun 56. maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği ve anılan yasanın 57/5. maddesine mümas iltibas ihtimalinin bulunduğu birleştirilen davadaki davalı fiilinin de davacıya yaptığı ambalajı başka firmalara da yapmak suretiyle haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle ( 1 ) lira manevi tazminat istemi dışındaki her iki davanın da kabulüne karar verilmiştir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Hüküm davalılardan ( A. ) Sabun Yağ San. A.Ş. ( T. ) Gıda ltd. şirketi vekilleri ile ( T. ) Ambalaj San. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre mümeyyiz davalılardan ( T. ) Gıda ltd. şti. ile Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;2 - Mahkemece, davalılardan ( A. ) Sabun Yağ Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına tescilli bulunan ( Altınözü markasının devletin kamu emlakine ait coğrafi bir ismin kullanılmasını ve malin imal mahallini yanlış göstermesine sebebiyet vereceği gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Gerçekten de Altınözü hernekadar Hatay iline bağlı bir ilçe adı ise de, bu markanın sahibi bulunan davalının sırf 551. sayılı Markalar Kanununun 5. maddesinin ( b ) fıkrasında yazılı olduğu şekilde, halkı aldatmak kasdı ile bu ismi marka olarak aldığı anlaşılmadığı gibi, esasen Altınözü ilçesinin dahi zeytinyağı satışlarında isminden faydalanılacak derecede ( örneğin bir Ayvalık, Edremit ve Gemlik gibi ) şöhret sahibi de olmadığı ve diğer taraftan bu ismin sadece bir şehir adı olmayıp, satımı konu mamulün saf ve kaliteli olduğu anlamına da geldiği, bu itibarla adı geçen davalının maksatlı bir şekilde bu markayı kullandığı kabul edilmeyeceğinden, davacıların markanın da iptaline yönelik istemlerinin reddine karar verilmesi gerekirken, aksine düşünce ile yazılı olduğu şekilde markanın da iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş ve davalı ( A. ) Sabun Yağ Sanayii ve Ticaret A.Ş.'nin buna yönelik temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte yazılı nedenlerle mümeyyiz davalılardan ( T. ) Gıda ltd. şti ile ( T. ) Ambalaj san. A.Ş.'nin tüm ve ( . ) Sabun Yağ San. ve Tic. A.Ş.'nin sair temyiz itirazlarının reddi ile ilamın onlara yönelik kısmının ONANMASINA ve hükmün ( 2 ) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı ( A. ) Sabun Yağ San. ve Tic. A.Ş. yararına BOZULMASINA, 9.10.1984 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Dominant Mevzuat ve İçtihat Sitesi
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin,  14.6.1999 gün ve E. 1999/3271, K. 1999/5256 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-1461999-gun-ve-e-19993271-k-19995256-sayili-karari#post-175</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 17:58:52 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">175@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Dava, marka tescil itirazının reddi kararının iptali ile markanın iptali ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8. maddesindeki düzenlemeye göre &#34;Marka, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir markanın aynı veya benzeri olmakla birlikte, farklı mallar veya hizmetlerde kullanılabilir. Ancak, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilir.&#34; hükmü bulunmaktadır. Davacının iddiası tanınmışlık olup, tanınmışlığın tespitinde hakimin şahsi bilgisi esas alınamaz. O halde mahkemece uzman bilirkişiler vasıtasıyla bilirkişi incelemesi yaptırılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Yargı Dünyası, Kasım 1999, S. 47, sh. 35; İBD, C.74, Mart 2000, S. 1-3, sh. 252-253;  Moroğlu, sh. 1215
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 25.6.1998 gün ve E. 1997/8873, K. 1998/4815 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-2561998-gun-ve-e-19978873-k-19984815-sayili-karari#post-174</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 17:57:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">174@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Mahkemece; iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal teşkil eden 10.3.1997 tarihli kararına göre tescil edilmezlik iddiası ile silinmesi istenilen başvuru sahibinin markasındaki renk unsurunun diğer unsurlar ile birlikte (lafzi marka ile) tescilli bulunduğu, her iki tarafın renk ile ilgili tescillerinin yasaya uygun bulunduğu, bu şekildeki tescillerde sadece renk ile ilgili koruma ve tekel hakkı verilemeyeceği, böylece marka hakkı sahibinin, aynı rengi diğer (ayırıcı) unsurları ile birlikte tescil ettirilen kimseye karşı açacağı terkin davasının dinlenemeyeceği, feri müdahilin (Petgaz A.Ş.nin) &#34;lafzi&#34; markasının yanında rengi tescil ettirmesi sebebiyle iltibasın söz konusu olmayacağı, aynı rengin başka firmalarca da tescil ettirildiği, tescil işleminde 556 sayılı KHK. hükümlerine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı; Karahan, Hükümsüzlük, sh. 29
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 24.3.2003 gün ve E. 2002/10575, K. 2003/2752 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-2432003-gun-ve-e-200210575-k-20032752-sayili-karari#post-173</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 16:56:15 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">173@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Tanınmış marka ne Türk markalar mevzuatında ne de yabancı kanunlarda tarif edilmemiş, bu husus mahkeme içtihatlarına ve öğretiye bırakılmıştır. Dairemiz tarafından oluşturulan çeşitli kararlarda tanınmış marka, bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak tarif edilmiştir (13.03.1998 gün 1997/5647E. 1998/1704K. 23.03.2000 gün 1999/8859E. 2000/2229K.). Öğretide ise; tanınmış marka kavramı ile, bir ülkenin bir veya bir kaç yöresinde tutunmuş markalar değil, dünya çapında olmasa bile, yurt içi ve yurt dışında ilgili çevrelerce bilinen Paris Sözleşmesi'ne üye devletlerden birinin vatandaşına veya o ülkelerden birinde yerleşik olan ya da ticari veya sınai işletmeye sahip kişilere ait bulunan markalar kastedildiği açıklanmış olup, diğer bir görüşe göre ise; (Bkz. Fikri Mülkiyet Hukuku, Prof. Dr. Ünal Tekinalp-İst. Üni. Hukuk Fakültesi, 1999 sh.379 vd.) Markanın ülke ve uluslararası alanda bu niteliğe sahip olabilmesi için bir işletmeyi veya mamullerinin hizmetlerini simgelemesi ya da süper bir kaliteye sahip olduğunun büyük halk kitleleri tarafından kabul edilmesi gerekir. Buna göre tanınmış markanın iki fonksiyonu vardır. Bunlardan ilki her markada olduğu gibi, diğer rakip mallardan ve hizmetlerden kendi mal ve hizmetini ayırt etmesi, diğeri ise her türlü rekabet kaygısı dışında yüksek bir kaliteyi temin etmesi olarak açıklanmıştır. (Bkz. Tanınmış Markalar, Prof. Dr. Hamdi Yasaman-İst. Üni. Hukuk Fakültesi, Halil Arslanlı'nın Anısına Armağan, 1978, sh. 691 vd.; Yargıtay 11. HD. 15.12.1997 gün 1997/5784-9233 sayılı kararı). Bunun yanında, mevzuatta ise, Uluslararası Paris Sözleşmesi'nin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesine göre, sözleşmenin tarafı olan ülkeler menşe memlekette usul ve nizamına tevkifan tescil edilmiş olan markanın o surette himaye göreceğini taahhüt etmiş bulunmaktadırlar. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin 7 (i) maddesi de buna paralel bir hüküm getirmiş, sahibi tarafından izin verilmeyen Paris Sözleşmesi'nin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesine göre tanınmış markaların mutlak ret sebebi olarak esas alınacağı öngörülmüştür. Tanınmış marka konusunda Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO) Tanınmış Markalar Uzmanlar Komitesi'nce de kriterler belirlenmiş olup, yapılacak incelemede bunların da göz önünde tutulması gerekecektir. Somut olayda davacının iddiası yurt içinde ve yurt dışında tanınmışlığa dayalı olup tanınmışlığın tespitinde hakimin şahsi bilgisi tek başına esas alınamaz. O halde mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında ve somut olayın özelliği de dikkate alınarak, davacının tanınmışlık konusunda davalı Enstitü’ye yaptığı başvuruya ilişkin belgeler de getirtilmek suretiyle, davacının tüm delilleri toplandıktan sonra uzman bilirkişiler vasıtasıyla inceleme yaptırılarak hasıl olacak sonucu göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 22.11.2002 gün ve E. 2002/5352, K. 2002/10729 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-22112002-gun-ve-e-20025352-k-200210729-sayili-karari#post-172</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 16:55:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">172@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Bahçe kültürü, sera ve çiçekçilik alanında yapılacak sergi ve organizasyonlarını konu alacak bir hizmet için, Türkçe'de çiçekçi anlamına gelen ve ilgili çevrelerce bilinip kullanılan &#34;Florist&#34; yabancı sözcüğünün marka olarak tescili istemi, bu kelimenin hem hizmetin cinsini, hem de hizmete ait bir meslek grubunun adını içermesi nedeni ile 556 sayılı KHK.’nın 7/1-c ve d maddelerine aykırılığı açıktır. Ne var ki davacı itiraz ve davasını esas olarak 556 sayılı KHK.’nın 7/II. maddesine dayandırmış bulunmaktadır. Bu madde &#34;Bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise (b), (c), (d) bentlerine göre tescil reddedilemez&#34; hükmünü içermekte olup davacı bu uğurda bir kısım delil ve belge ibraz etmiştir. Bilirkişi mütalaasında ve onu benimseyen mahkeme kararında bu iddia da incelenmiş ise de, ne hukukçu bilirkişinin sıfatı ne de verdiği rapor hükme yeterli bulunmamaktadır. Zira &#34;kullanım neticesi ayırt edici nitelik kazanma olgusu&#34; yerleşik içtihatlara göre o mal veya hizmetle ilgili alıcı-satıcı (hizmet alıp-veren) çevrelerde oluşup algılanmalıdır. Bilirkişi kurulunda bu çevre veya çevre ile ilgili kişiler de bulundurulup görüşleri alınmalıdır.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı-YKD, Temmuz-Kasım 2003, C. 29, S. 11, sh. 1701
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 20.6.2002 gün ve E. 2002/2382, K. 2002/6369 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-2062002-gun-ve-e-20022382-k-20026369-sayili-karari#post-171</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 16:54:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">171@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Davacı vekili...tescilini istedikleri markanın tescil tarihinden önce kullanıldığını ve ayırt edici nitelik kazandığını savunarak TPE. Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 25.5.2000 tarih ve M-503 sayılı kısmi ret kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının başvurusunun, benzer markalar kapsamındaki mallar için reddedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece... davacının markasının tanınmış olmadığı, tescilden önce ayırt edici nitelik kazanmadığı ve mevcut tescilli markalarla ayırt edilemeyecek kadar aynı nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: FMR, C. 2, S. 4, sh. 147; Kazancı
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin,  14.6.2002 gün ve E. 2002/5828, K. 2002/6130 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-1462002-gun-ve-e-20025828-k-20026130-sayili-karari#post-170</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 16:52:42 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">170@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Davacı vekili, müvekkilinin dünyaca tanınmış KEBENG KEBERGSPORT VE İCEBERG JEANS markalarının sahibi bulunduğunu, davalının İCEBERG markasının tescil başvurusunun, Paris Sözleşmesinin mükerrer 6 ve 556 sayılı KHK.’nın 7/i maddesi ile müvekkiline sağlanan korumaya aykırı olduğu halde yapılan itirazın ve yeniden inceleme isteğinin reddedildiğini belirterek, ret kararının iptalini, anılan marka başvurusunun reddini ve müvekkiline ait markaların tanınmış markalar olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, bozmaya uyularak yaptırılan bilirkişi incelemesi ve toplanan delillere dayanılarak, davacı markalarında çekirdek unsuru olan İCEBERG markasının tanınmışlığının tespitine, TPE.’nin Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun ret kararının iptaline, davalı şirket markasının sicil kayıtlarından terkiniyle haksız rekabetin önlenmesine, markayı taşıyan tüm ürünlerdeki etiket, tanıtma gereçleriyle bunların imalinde kullanılan malzemelere el konularak imhasına, 500 milyon lira manevi tazminatın davalı Ltd. Şti.’den tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiş, Dairece onanmıştır. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı Ltd. Şti. vekilinin HUMK.’un 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak:Kazancı
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin,  23.5.2002 gün ve E. 2002/2174, K. 2002/5089 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-2352002-gun-ve-e-20022174-k-20025089-sayili-karari#post-169</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 16:51:35 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">169@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Dava, marka tescil başvurusuna yapılan itirazdan sonuç alınamaması üzerine davalı Enstitü kararının iptaline ilişkin olup, böyle bir davada öncelikle halledilmesi gereken sorun, marka tescil başvurusunda bulunan ve başvurusu kabul edilip gerekli prosedürün başlatıldığı, marka tesciline karşı itiraz eden tarafın Enstitü kararına karşı itirazından sonuç alamayıp böyle bir davanın açılması karşısında, verilecek karardan doğrudan hakkı ve hukuku etkilenecek olan kişinin (tescil başvurusunda bulunan) davada taraf haline getirilmesi, davaya karşı beyanda bulunması ve delillerini ibraz etme hakkı tanınması zorunludur. Nitekim, mahkemece de, önce davacı tarafa bu yönde önel verilmiş ve davacı ilgili kişiye de husumet yönelterek davalar birleştirilmiştir. Hal böyleyken, diğer davalıya usulüne uygun tebligat yapılarak savunma hakkı tanınması gerekirken, bu davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden aksi düşünce ile yargılamanın sonuçlandırılması doğru olmadığı gibi, esasen, yabancı kökenli bir sözcük olan İMAJ markasını davacı değişik şekil ve figürler ile ve kozmetik emtiasında kullanmak üzere önceden tescil ettirdiğine ve davalı tarafın tescil başvurusunda bulunduğu İMAGİNE sözcüğünün, davacı taraf markasının orijinal yazılışından ibaret ve aynı anlamı ifade eden bir sözcük olduğunun, hatta davacı taraf ürünlerinde kullanılmak istendiğinin açıkça belli olması karşısında, mahkemenin aksi yöndeki görüş ve değerlendirmelerinde de isabet bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, öncelikle davalı M... Gmbh Co'ya dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğinin sağlanarak, bu davalının savunma ve delil sunmasına olanak sağlanması ve gerektiğinde, yukarıda açıklanan ilkeler ve yabancı davalının savunma ve delilleri birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı-YKD, Temmuz 2002, C. 28, S. 7, sh. 997
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 11.2.2002 gün ve E. 2002/872, K. 2002/1060 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-1122002-gun-ve-e-2002872-k-20021060-sayili-karari#post-168</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 16:50:27 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">168@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Mahkemece...davaya konu markanın şekillerden oluşan, çizimle görüntülenebilen, baskı yoluyla yayımlanmaya ve çoğaltılmaya müsait bir işaret olduğu, uluslararası anlaşma hükümlerine ve uygulamaya göre renk kombinasyonlarının marka olarak tescil edilebilir nitelikte olduğu, davacı malının bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt edici nitelikte bulunduğu gerekçeleriyle, davanın kabulü ile davalı TPE. Başkanlığı Yeniden İnceleme ve değerlendirme Kurulu Başkanlığının 26.5.2000 tarih ve m-508 sayılı ret kararının iptaline karar verilmiştir. Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 17.1.2002 gün ve E. 2001/8828, K. 2002/219 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-1712002-gun-ve-e-20018828-k-2002219-sayili-karari#post-167</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 16:46:58 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">167@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Mahkemece...davacının Daily News markasını 1961 yılından beri kullanıp Türkiye ve Dünyada tanınır hale getirdiği, taraflara ait markanın vurgu unsurunun aynı olup, davalı eyleminin davacı markasının tanınmışlığından istifadeye yönelik olduğu, bu itibarla, hükümsüzlük ile ilgili iddianın yerinde olduğu, davalı-karşılık davacı markasının tescilli olduğundan haksız rekabet iddiasının geçmişe yönelik dinlenemeyeceğini, karşılık davanın ise, asıl dava nitecesine bağlı olduğundan tefriki ve asıl dava sonucunun beklenmesi gerektiği sonucuna varılarak, asıl davanın kısmen kabulüne, davalı-karşılık davacıya ait Daily News markasının hükümsüzlüğüne, karşılık davanın tefrikine karar verilmiştir. Karar, davalı-karşılık davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve her ne kadar davalı tarafından açılan karşılık davanın bu dava ile irtibatı değerlendirilmek, birlikte çözümlenmesi usul ekonomisi bakımından gerekiyor ve tefrik karar isabetsiz ise de, yapılan bu usuli yanlışlık, mahkemenin kabulü bakımından sonuca etkili olmadığından temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 28.6.2001 gün ve E. 2001/4176, K. 2001/5874 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-2862001-gun-ve-e-20014176-k-20015874-sayili-karari#post-166</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 16:45:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">166@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;Dava, Dyoten 2000 + şekil ve dyo DYOTEN + Şekil tescilli markalarının SATEN sıfatı ile birlikte tanıtımının ve ürün ambalajları üzerinde kullanımının davalı adına tescilli saten ve bu ibareyi içeren diğer tescilli marka haklarına tecavüz teşkil etmediğinin tespitine ilişkindir. Bir tarafı parlak ve yumuşak kumaş (İpek) anlamına gelen SATEN sözcüğünün boya ve benzeri kimyasallarda olmak üzere 8.11.1988 tarihinden beri davalı tarafından marka olarak tescil ettirildiği ve yine bu sözcüğün diğer bazı kelime ve harf gruplarıyla birlikte de muhtelif şekillerde (Saten Light, Saten Soft. vb.) tescil ettirildiği çekişmesizdir. Markaların Korunması Hakkında KHK.’nın 7/c maddesinde ticaret alanında cins, çeşit, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak veya malların veya hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markaların marka olarak tescil edilemeyeceği öngörülmüş ise de, SATEN sözcüğü bu kanun hükmü anlamında bir boya cinsi değildir. Bu nedenle boya markası olarak tescil edilen kişi tarafından kullanılmasının ve tescilin korunması gerekir. Davalının boya alanında tescilli bu markası ile ilgili bu ilkeler Dairemizin 8.5.2000 tarih ve 2000/2921-3904 sayılı kararında da aynen benimsenmiştir...Bu itibarla, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK.nın 7/b maddesi uyarınca, tescilli markanın mahkemece iptal edilmedikçe, aynı sınıf içerisindeki emtia için başka kişilerce kullanılması da mümkün olmadığından, mahkemece yukarıdaki hususlar değerlendirilip, tartışılmadan davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı; FMR, C. 2, S. 2, sh.153
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 20.3.2001 gün ve E. 2001/1245, K. 2001/2188 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-2032001-gun-ve-e-20011245-k-20012188-sayili-karari#post-165</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 16:45:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">165@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Dava, Türk Patent Enstitüsü YİDK kararının iptali ve marka tescili istemine ilişkindir. Davacı, davadan önce davalıya başvurarak .......... ibaresinin dergi emtiasında kullanılmak üzere ticaret markası olarak tescilini istemiş, davalı Enstitü ise, esas unsur konumundaki MÜKELLEFİN ibaresinin dergi emtiası için cins, çeşit, vasıf, amaç kalite belirten adlandırmalardan olduğu gerekçesiyle davacının başvuru ve itirazını reddetmiştir.  556 sayılı Markalar Hakkında KHK.’nın 7/1-c madde, fıkra ve bendinde; ticaret alanında cins, çeşit, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markaların tescil edilemeyeceği hükmolunmuştur. Davacı tarafın tescilini istediği markadaki .......... ibaresinin davacı unvanından aynen alındığı ve üzerinde kullanılacağı dergi emtiasının kimin tarafından çıkarıldığını belirtmek için; bu ibarenin altında yer alan MÜKELLEFİN sözcüğünün ise kullanılacağı dergi emtiasının cins, çeşit ve amacını ifade etmek için kullanılmak istendiği açıktır. Markanın bütünü değerlendirildiğinde MÜKELLEFİN ibaresinin, davacı unvanını markadaki başka bir unsurdan ayırt etmek için kullanılan yardımcı bir unsur değil, davacının çıkaracağı derginin cins, çeşit ve amacını göstermeye yönelik esas unsur olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu tür adlandırmaları esas unsur olarak içeren markaların tescil edilemeyeceği 556 sayılı Markalar Hakkında KHK’nın 7/1-c madde, fıkra ve bendinde hükme bağlandığından, davacının YİDK kararına karşı yönelttiği iptal istemi yerinde değildir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı; FMR, C. 2, S. 2, sh. 172; Karahan, Hükümsüzlük, sh. 54
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 9.10.2000 gün ve E. 2000/6656, K. 2000/7589 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-9102000-gun-ve-e-20006656-k-20007589-sayili-karari#post-164</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 16:43:25 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">164@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Davalı Enstitü, davacının istemini markada yer alan &#34;Juice&#34; ibaresinin meyve sularına verilen genel bir ibare olduğu, herkes tarafından kullanılabileceği gerekçesiyle reddetmiştir. Her ne kadar tescili istenen markada yer alan &#34;Juice&#34; kelimesi dünyada ve ülkemizde &#34;meyve suyu&#34; anlamında kullanılmakta ise de, ülkemizde meyve suyu yerine alternatif bir kelime olarak yaygın biçimde kullanılmamaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da isabetli olarak belirlendiği üzere, markada yer alan &#34;juice&#34; kelimesi anlamı itibarıyla tasviri bir işaret olarak kabul edilse dahi, tek başına kullanılmadığı hallerde tescili talep edilen marka bir bütün olarak değerlendirilerek sonuca ulaşılmalıdır. Somut olayda &#34;Juice plus +&#34; markasında yer alan kelimelerden birinin diğerine göre daha üstün niteliği bulunmadığı gibi, Juice kelimesi meyve suyu olarak algılama dahi, &#34;plus +&#34; kelimesinin ilavesi nedeniyle tescili istenen marka ürün türünü gösteren tasviri işaret olmaktan çıkmakta ve özgün bir isim haline gelmektedir. Markanın kullanılacağı ürünlerin özelliğine göre de meyve suları ile karıştırılma ihtimali bulunmadığı dolayısıyla yanıltıcı niteliği olmadığı göz önüne alındığında tescili istenen &#34;Juice plus+&#34; ibaresinin marka olarak kullanılmasında 556 Sayılı KHK.’ya aykırı bir durum bulunmamaktadır. O halde mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 3.7.2000 gün ve  E. 2000/5465, K. 2000/6306 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-372000-gun-ve-e-20005465-k-20006306-sayili-karari#post-163</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 16:42:17 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">163@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Davacı, &#34;SUN TEXTILE&#34; markasının tescili için 4.4.1997 tarihinde davalı Enstitü'ye başvurmuştur. 1.11.1995 tarihinde &#34;SUN STEP&#34;, 22.3.1996 tarihinde &#34;RED SUN&#34;, 6.9.1995 tarihinde &#34; TEKSUN&#34; ve 5.9.1996 tarihinde &#34;SILVER SUN&#34; markalarının tescil edilmiş olduğu gerekçe gösterilerek, davacı talebi reddedilmiştir. Mahkemece hukukçu bilirkişi Ünsal Uluca'dan alınan rapora itibar edilmemiş, davanın reddine karar verilmiştir. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin 7/b maddesine göre, marka başvurusunun reddedilebilmesi için, tescil edilmek istenen marka ile tescil edilmiş markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar aynı olması gerekmektedir. Davacının tescilini istediğî &#34;SUN TEXTILE&#34; markası ile, davalı tarafından aynı olduğu ileri sürülen tescilli markaların &#34;aynı veya ayırt edilemeyecek kadar aynı&#34; olduğu konusunda aralarında hukukçu ve tekstilci bulunan heyetten rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı; AK-26
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 8.6.2000 gün ve E. 2000/4615, K. 2000/5298 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-862000-gun-ve-e-20004615-k-20005298-sayili-karari#post-162</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 16:41:17 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">162@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Mahkemece, iddia savunma ve toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi çoğunluğun görüşüne göre davacı ve davalı tarafların aynı alanda faaliyet gösterdikleri, davacı şirketin kullandığı markanın tescilindeki logonun çift çıplak ayak logosu, davalıların tescilindeki logonun ise tek çıplak ayak logosu olduğu ancak önemli olanın tüketici hafızasında kalan çıplak ayak imajı olduğu, davacı tescilinin daha eski olduğu 556 sayılı KHK.’nın 7/b ve 8/a ve 42/1-ab maddeleri uyarınca davalı markasının hükümsüz olduğu davalıların hükümsüz sayılabilecek logoyu kullanmalarının TTK.’nın 56 ve 57/5. maddelerine göre haksız rekabet niteliğinde olduğu, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı-İBD, Haziran 2001, C. 75, S. 4-5-6, sh. 623; İKİD, 2001, S. 487, sh. 443
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 8.5.2000 gün ve E. 2000/2921, K. 2000/3904 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-852000-gun-ve-e-20002921-k-20003904-sayili-karari#post-161</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 16:39:18 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">161@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Davacının tescilini istediği &#34;ABS Saten Perdah Alçısı&#34; ibaresindeki &#34;saten&#34; sözcüğünün dava dışı ÇBS A.Ş. adına 8.11.1998 tarihinde boya markası olarak tescil edildiği ve o tarihten beri kullanıldığı konusunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, &#34;saten&#34; sözcüğün genel bir ifade olup, herkesçe kullanılıp kullanılamayacağı noktasındadır. Mahkeme kararına dayanak yapılan bilirkişi raporunda, &#34;saten&#34; sözcüğünün, düz, parlak kumaş anlamına gelen genel bir ifade olduğu belirtilmiştir. Markaların Korunması Hakkında KHK.’nın 7/c maddesinde &#34;ticaret alanında cins, çeşit, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak veya malların veya hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırılmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markaların marka olarak tescil edilmeyeceği öngörülmüş ise de saten sözcüğü bu kanun hükmü anlamında bir boya cinsi değildir. Bu nedenle boya markası olarak tescil eden kişi tarafından kullanılmasının ve tescilin korunması gerekir. Kaldı ki, davacı ve davalının dava konusu markayı kullandıkları emtianın aynı sınıf içerisinde olduğu da, ihtilafsızdır. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK.'nın 7/b maddesi uyarınca, tescilli markanın mahkemece iptal edilmedikçe, aynı sınıf içerisindeki emtia için başka kişilerce tescili ve kullanılması da mümkün olmadığından, TPE.'nin ret kararı yerindedir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak:  Kazancı-İKİD, Temmuz 2001, S. 487, sh. 446-İBD, Haziran 2001, C. 75, S. 4-5-6, sh. 620; YKD, C. 27, S. 1,  sh. 45
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin 2.5.2000 gün ve E. 2000/2265, K. 2000/3795 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-252000-gun-ve-e-20002265-k-20003795-sayili-karari#post-160</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 16:38:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">160@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Mahkemece, sunulan ve toplanan kanıtlara göre, dava konusu markanın &#34;İnternet&#34; ibaresinin asli unsur olup daha önce üçüncü kişiler adına tescilli bulunması nedeniyle 556 s. KHK'nın 7/b md. uyarınca mutlak tescil engellerinden olduğu, bu kişiler aleyhine iptal davası açabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı-İKİD, Mayıs 2001, S. 485, sh. 319-İBD, Haziran 2001, C. 75, S. 4-5-6, sh. 619
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 9.3.2000 gün ve E. 1999/8623, K. 2000/2232 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-932000-gun-ve-e-19998623-k-20002232-sayili-karari#post-159</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 16:37:29 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">159@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“...davadaki uyuşmazlığın odak noktası, üzerine haciz işlemi uygulanmış markanın, devir sebebi ile devir alan kimse adına tescili için haciz alacaklıların bu devre muvafakatlarının aranıp aranmayacağı hususunu oluşturmaktadır...uyuşmazlığın çözümü İİK.’nın 86. maddesinin markalar hakkında da uygulanıp, uygulanmayacağı noktasında toplanmaktadır. Öncelikle, belirtmek gerekir ki, marka ve ayırt edici ad ve işaretler maddi bir varlığa sahip bulunmamaktadır. Bu nedenle yani bir eşya niteliğini haiz olmadığından zilyetliğe de konu olamazlar. (Bkz. Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 1999, sh. 68; Prof. Dr. Sabih Arkan, Marka Hukuku, Ankara 1997, sh. 1 vd.) Bunun sonucu olarak da üzerinde zilyetlik oluşturabilinen menkullerden sayılması da mümkün değildir. O halde, ilk bakışta belirlenebileceği gibi menkul mallarla sınırlı İİK.’nın 86. maddesi markalar bakımından uygulama alanı bulamaz. Nitekim, kanun koyucu da bu amaçla 556 sayılı KHK.’nın 19. maddesinde markaların haczini özel olarak düzenlemiş ve İİK.’nın haciz yolu ile takipteki 86. maddesine yollama yapmadan, markaların işletmeden bağımsız olarak haczedilebileceği ve hacizin sicile kayıt ve keyfiyetin yayınlanacağını öngörmüştür. Yasa koyucunun bu düzenleme ile yetinmesi çok doğaldır. Zira, menkul mallarla ilgili İİK.nın 86/1. maddesinin getirdiği tasarruf yetkisini sınırlama, o menkul malın zilyet değiştirmesi halinde alacaklının bundan zarar görmesini önlemeye yöneliktir. Sicile kayıtlı ve devir işlemleri de ancak sicil üzerinden oluşabilecek marka hakkı bakımından bu sınırlandırmaya gerek yoktur. Haczin sicile şerhi ile o markayı devir alacak kişilerin bu yükümlülükle marka hakkını üzerlerine aldıklarının kabulü gerekir. Bu durumda da haciz alacakların devir işleminden, devir alan kimse bakımından da onu bağlayacak diğer bir deyişle haciz prosedürü işlemeye devam edecektir. 556 sayılı KHK.nın tescil ret sebeplerini sayan 7 ve 8. maddelerinde de bu yönde bir hüküm bulunmadığına göre, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken...”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak:  Kazancı; FMR, C. 2, S. 1, sh.183-İKİD, Haziran 2002, S. 498, sh. 1135-YKD, 2000, C. 26, S. 11, sh. 1702-1704; İBD, C. 77, S. 2003/1, sh. 197
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 10.2.2000 gün ve E. 2000/226, K. 2000/1196 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-1022000-gun-ve-e-2000226-k-20001196-sayili-karari#post-157</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 16:28:21 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">157@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“TPE., yapılan başvuruların KHK.’nın 7. maddesinde sayılan mutlak ret nedenleri bakımından yapacağı inceleme sonunda ya kabul yahut reddeder. Tescil isteminin reddi üzerine, başvuru sahibi ret kararına karşı TPE.’ye itiraz edebilir. (KHK 47-48) İtiraz, ret kararının tebliğinden itibaren 2 ay içerisinde TPE Markalar Dairesi itirazın haklı olduğunu kabul ederse kararını geri alır. Kabul etmezse itiraz Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'na gönderilir. Bu kurulun kararı TPE.'nin nihai kararı olup, bildirim tarihinden itibaren iki ay içerisinde yetkili mahkemede dava edilebilir. 556 sayılı KHK.’nın 39. maddesi, başvurunun eksiksiz yapılması, itiraz yapılmaması veya yapılıp da kesin olarak reddi halinde başvurunun tescil edilerek sicile kaydedileceğini ve başvuru sahibine &#34;Marka Tescil Belgesi&#34; verileceğini öngörmüştür. Davalı TPE de davacıya istemi kabul ettiğini belirterek 30.7.1997 tarihinde marka tescil belgelerini vermiş olmakla 556 sayılı kanun 29 ile 39 maddelerinde öngörülen tescil işlemleri davacıların istemi doğrultusunda sona ermiştir. Türk Patent Enstitüsü bundan sonra tescil edilmiş bir marka statüsünü kazanmış olan markalar üzerinde yeniden inceleme yaparak o markanın hukukunu ihlal edecek şekilde karar alamaz. Dairemizin konuya ilişkin 3.6.1999 gün ve 1999/2118-4802 sayılı kararında da değinildiği gibi; bu şekilde kesinleşmiş ve tescil yapılmış bir markanın her ne sebep olursa olsun mevcut yasal düzenlemeye göre, tescili yapan kuruluşça re'sen iptali ve terkinini mümkün olamaz. Nitekim doktrinde de bu görüş benimsenmiş bulunmaktadır. (Bkz. Prof. Dr. Sabih Arkan, Marka Hukuku, C. II, Ankara 1998, sh. 166 vd.) Davalı TPE’nin kendi kuruluşu ve uyguladığı 556 sayılı KHK.’nın yürürlüğünden çok önceki idari düzenleme tarzına dayanarak Danıştay'ın re'sen terkinine imkan tanıyan idari yargı çerçevesinde geçerli olabilecek olan ve o dahi idari dava açma süresi ile sınırlı olarak idareye kendiliğinden işbu iptal yetkisi tanıyan 20.2.1973 gün ve 1971/2335-1973/446 sayılı kararına dayanmış olması Enstitü'nün bu işlemine geçerlilik tanınması sonucunu doğurmaz.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı; AK-24; Batider, C. 20, S. 3, sh. 233-İKİD, Haziran 2002, S. 498, sh. 1137
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 13.12.1999 gün ve  E. 1999/8352, K. 1999/10225 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-13121999-gun-ve-e-19998352-k-199910225-sayili-karari#post-156</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 16:01:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">156@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Davacı vekili, müvekkilinin ABD kanunlarına göre kurulu doğrudan ya da dolaylı olarak internette merkezi ya da ortak bir elemanı bulunan geniş çaplı ticarette bulunduğunu, müvekkili şirket adına &#34;internet world&#34; markasının 35. ve 42. sınıf hizmetleri için tescili talebi ile davalı Enstitüye müracaat edildiğini, tescil talebinin &#34;internet&#34; ibaresinin İnternet Services Corporation adına tescilli ve &#34;internetware&#34; ibaresinin ise Novell Inc. adına tescil talebi ile işlem görmekte olduğu gerekçesiyle bir kısım mallar açısından reddedildiğini, Enstitü Markalar Dairesinin ret kararına karşı yapılan itirazın da reddedildiği, oysa &#34;internet&#34; ibaresinin bilgi ağı sisteminin adı olduğunu ve tek başına bir kişi/kuruluş adına tescil edilemeyeceğini, &#34;internetworld&#34; ibaresindeki &#34;world&#34; kelimesinin jenerik terim olan internete ayırt edici özellik kazandırdığını, &#34;internetworld&#34; markasının dünyada bir çok ülkede müvekkili adına tescilli olduğunu ileri sürerek davalı Enstitü Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 13.7.1998 tarih ve M.569 sayılı kararının iptaline &#34;internetworld&#34; markasının müvekkili şirket adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davaya cevabında, &#34;world&#34; ibaresinin ayırt edici unsur özelliği taşımayıp, aksine yardımcı unsur niteliğinde olduğu, redde mesnet olan markaların 154936 sayılı &#34;internet&#34; markası ile 156028 sayı ile aynı tarihte tescil edilmiş &#34;internet+şekil&#34; markaları olduğunu, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davacının dava konusu markasındaki &#34;internet&#34; ibaresinin asıl unsur olup, davalının ret gerekçesindeki markalar içerisinde mevcut &#34;internet&#34; markasının 3. kişiler adına tescil edildiği, bu durumda 556 sayılı KHK.’nın 7/b maddesi uyarınca davalı Enstitü işleminin mevzuata uygun bulunduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 22.10.1999 gün ve E. 1999/6187, K. 1999/8216 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-22101999-gun-ve-e-19996187-k-19998216-sayili-karari#post-155</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 15:56:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">155@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinde, davacının Al...no isimli markasının tescili için davalı Enstitü'ye 14.2.1996 tarihindeki başvurusundan önce, dava dışı bir kişi tarafından 23.1.1996 tarihinde aynı marka için tescil başvurusu yapıldığı ve istemin kabulü ile bu markanın adı geçen kişi adına marka bülteninde ilanı yapıldığı ve davacı başvurusunun Enstitü'nün Markalar Dairesi Başkanlığı'nın 24.4.1996 tarihli kararı ile önceki marka başvurusu nedeniyle reddine karar verildiği, bu karara karşı davacının 24.5.1996 tarihinde yapmış olduğu itirazın ise, yukarıda da değinildiği üzere, Enstitü'nün Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 14.2.1997 gün ve 616 sayılı kararı ile hem Daire kararı gerekçesine, hem de AL..NO isminin kamuyu ilgilendiren, kültürel değerler bakımından halka mal olmuş bir ibare olduğu gerekçeleri ile reddolunduğu anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere Enstitü'nün hem Markalar Dairesi, hem de Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun ret gerekçelerinde öncelikli ve ağırlıklı unsur, tescil başvurusu yapılan markanın tescili için daha önce bir başka başvurunun olduğu hususudur. Gerçekten de marka tescili için mutlak ret sebeplerini düzenleyen 7/b maddesi hükmüne göre, aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilmeyecek kadar benzer olan istemlerin reddolunacağı hükme bağlanmıştır. O halde, Enstitü'nün tescil istem inceleme ve itirazlarına ilişkin değerlendirmenin davacının marka başvurusunun yapıldığı tarih olan 14.2.1996 tarihindeki duruma ve o tarih itibarıyla bir başka başvuru sebebiyle davacının istemini 556 sayılı KHK.'nin 7/b maddesi hükmü uyarınca reddinde bir isabetsizlik bulunmaktadır(DOĞRUSU BULUNMAMAKTADIR MI?). Zira, taraflar arasındaki uyuşmazlık gerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nca gerekse mahkemece davacının markasının tescili için yaptığı başvuru tarihine göre çözümlenmesi gerekmektedir. Daha sonraki tarihte Enstitü'nün Üçüncü kişinin başvurusunu resen reddetmiş olması bu sonucu değiştirmesi mümkün değildir. O halde, mahkemece davacının tescil için yaptığı başvuru tarihinden sonraki gelişmeleri dikkate alarak ve yorumlayarak sözü edilen 7/b maddesindeki tescile engel halin sonradan kalktığı görüşü ile davacının bu yöndeki iddia ve davasını kabul etmesi doğru görülmemiştir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 9.7.1999 gün ve  E. 1999/3535, K. 1999/6583?? sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-971999-gun-ve-e-19993535-k-19996583-sayili-karari#post-154</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 15:53:18 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">154@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“İhtilaf, tescili talep edilen markadaki &#34;mini&#34; sözcüğünün markada esas unsur teşkil edip etmediği hususundan kaynaklanmaktadır. Pınar Mini markasında asıl unsurun Pınar kelimesi olduğu kuşkusuzdur. Marka örneğinde Mini sözcüğünün öne çıkarılıp Pınar kelimesini karartarak asıl unsur haline getirildiği hususu gözlenmemektedir. Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre sahibine münhasır hak bahşetmemekle beraber KHK. 7/c-d maddelerinde belirtilen hususları muhtevi kelimeler markalarda yardımcı unsur olarak kullanılabilir. Aksi görüşü içeren davalı Türk Patent Enstitüsü ve onu benimseyen mahkeme kararında yasaya ve Dairemiz içtihatlarına uyarlık görülmediğinden bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmek gerekirken...”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak:  Kazancı-İKİD, Haziran 2002, S. 498, sh. 1140-İBD, Haziran 2001, C. 75, S. 4-5-6, sh. 617; Yasa Hukuk Dergisi, C. XX, S. 235/06, sh. 785
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 17.6.1999 gün ve E. 1999/3538, K. 1999/5488 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-1761999-gun-ve-e-19993538-k-19995488-sayili-karari#post-153</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 15:52:15 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">153@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Davacı vekili, çay-kahve makinaları üretimi ve pazarlaması ile iştigal eden müvekkili şirketin yıllardır kullandığı ve ihtira beratı aldığı otomatik çay demleme makinesinin &#34;Çayset&#34; markasının tescili için Türk Patent Enstitüsü'ne müracaat ettiklerini, davalının bu talebi ret ettiğini, itirazları üzerine Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun da başvuruyu ret ettiğini belirterek davalının bu kararının iptaline ve &#34;Çayset&#34; ibareli markanın ilana açılarak tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, &#34;Çayset&#34; ibaresinin malın niteliğini, cinsini gösterdiğini ve ticaret alanında herkes tarafından bu malın adı olarak kullanılması nedeniyle reddedildiğini, davacının tescil başvurusundan önce bu ibareyi kullandığını ve bu ibarenin ayırt edici nitelik kazanmış olmasını ispatlaması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dosyadaki delillere, bilirkişi incelemesine göre &#34;Çayset&#34; ibaresinin ürünün cinsini belirttiğinden davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının Türk Patent Enstitüsü'ne 556 sayılı Kanunun 7/son maddesine dayanarak tanınmış marka iddiasına dayalı tescil talebinde bulunmamış olmasına göre onanmasına karar vermek gerekmiştir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak:  Kazancı-İKİD, Şubat 2001, S. 482, sh. 121-İBD, Haziran 2001, C. 75, S. 4-5-6, sh. 612; Yasa Hukuk Dergisi, C. XX, S. 234/05, sh.637
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 9.6.1997 gün ve E. 1997/3967, K. 1997/4367 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-961997-gun-ve-e-19973967-k-19974367-sayili-karari#post-152</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 15:51:06 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">152@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Davacı vekili, müvekkilinin ürettiği ürünlerde kullanılmak üzere marka tescil talebinde bulunduğu &#34;Besttest&#34; ibaresinin davalı tarafından 556 KHK’nın 7/c maddesi uyarınca, malın kalitesini, cinsini ve vasfını belirten işaret ve adlandırmalardan olduğu belirtilerek marka tescil talebinin reddedildiğini ileri sürerek istemin reddine dair işlemin iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; &#34;Besttest&#34; ibaresinin görsel ve duyumsal olarak piyasadaki aynı türdeki ürünler arasında, bu ürünün diğerlerine oranla en iyisi olduğu izlenimini vererek çeşit ve vasıf belirtilip tüketicilerin yanılmalarına ve haksız rekabet oluşumuna neden olacağı, kamu düzenine aykırı markaların marka olarak tescil edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece...&#34;Besttest&#34; kelimesinin bu ibareyi taşıyan ürünün, diğerlerine oranla en üstünü olduğunu, test edilmek suretiyle kanıtlandığı izlenimi verecek ve tüketicilerin bu şekilde açıklanan vasıflarla yanıltılmasına yol açacak bir anlam yaratacağı ve aynı nitelikteki ürünler arasında haksız rekabete yol açacak nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA...”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin,  8.4.2002 gün ve E. 2001/10860, K. 2002/3275 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-842002-gun-ve-e-200110860-k-20023275-sayili-karari#post-151</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 15:49:08 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">151@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“556 sayılı KHK.’nın 6.ve 9/3. maddeleri hükümleri uyarınca, markanın sahibine sağladığı haklar tescil ile oluşur ve üçüncü kişilere karşı tescilin yayını tarihinden itibaren hüküm ifade eder. Önce tescil ettiren kişi, o işaret üzerinde marka ile ilgili mal ve hizmetler için inhisar ve daha sonra başkasının marka olarak tescil ettirmesini men etme hakkını kazanır. Öncelik ilkesi şöyle ifade edilebilir: daha önce tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir işaret ya da ondan ayırt edilemeyecek kadar onunla ayniyet içinde bulunan bir işaret, aynı mal veya hizmetler yahut aynı türdeki mal ve hizmetler için bir kere daha başkası tarafından marka olarak tescil edilemez; önce yapılan tescil sonrakileri önler. Tescil ilkesinin istisnasını tanınmış markalar ile tescilden önce kullanma sonucu ayırt edici nitelik kazanan işaretler oluşturur (556 sayılı KHK.’nın 7/son ). Ayrıca, marka üzerinde üstün ve öncelikli hak sahibi olduğunu ileri sürenlerin açacakları marka terkini davaları için 556 sayılı KHK.’da dava açma olanağı tanınmasına rağmen, bu davanın hangi sürede açılacağı konusunda bir düzenleme getirilmemiş ise de, yine anılan KHK.’nın 42. maddesinde, Paris Konvansiyonu'na göre tanınmış sayılan marka sahiplerinin hükümsüzlük davasını, tescil tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde açılması gerekeceği belirtilmiş, dava açma hakkının sınırsız sürede kullanılmasının da yasanın ruhu ve hukuk mantığı ile bağdaşmayacağı gözetilerek yukarıda sözü edilen sürenin en azından diğer markalar yönünden açılacak davalar için de uygulanarak yasal boşluğun doldurulması Dairemizce uygun görülmüştür. Nitekim, Avrupa Topluluğu Anlaşması'nın 189. maddesi uyarınca, kabul edilen 89/104 sayılı Yönerge de tanınmış markalar için de, 5 yıllık hak düşürücü süre öngörülmüştür. 5 yıllık sürenin başlangıcı tescil tarihidir. Ancak, Paris Konvansiyonunun 1. mükerrer 6. maddesinde sözü edilen ve herkesçe bilindiği kabul olunan markanın başkası adına kötüniyetle tescil olunması halinde ise, hükümsüzlük davasının beş yıl içinde açılmasını öngören hüküm uygulanmaz. (556 sayılı KHK.’nın 42/a, son cümle; Paris Konvansiyonu, 1.mükerrer 6.3.) Paris Konvansiyonu'nun bu hükmünün kapsamına giren ve dolayısıyla Türkiye'de de tanınmış olan markanın bir başka kişi tarafından kendi adına tescilinin istenmesi halinde kötüniyetin varlığı asıldır. Bu anlamda kötüniyetten kasıt; iyiniyetli olmamak, yani tanınmış markanın varlığını bilmek veya öğrenebilecek durumda bulunmaktadır. Yoksa bir hilenin, aldatmanın veya dolanmanın varlığını veya TPE'nin kusuru bulunup bulunmadığını aramaya gerek yoktur. TPE'nin tanınmış markanın varlığını bilmesi tanınmış markayı tescil ettirenin kötüniyetini ortadan kaldırmaz. (Bkz. Dr. Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 1. Bası, Ekim 1999. sh. 440; Dr. Sabih Arkan, Marka Hukuku, Cilt 2. sh. 158.) Dairemiz uygulamasına göre ise; davalının kötüniyetli olmadığının ispatının somut verilere dayanması gerekir. Örneğin, davacının, davalının ticaret unvanından haberdar olduğu halde uzun süre sessiz kalınması, aralarında ticari işlemlerin varlığını gösteren belgeler olmasına rağmen uzun süre sonra dava açılması vs. gibi hallerde davalının MK.2. madde hükmünden yararlanmasının mümkün olduğu kabul edilmektedir.&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Dava konusu olayda; davacının markası davalının markasından daha önce kullanılıp, ayırt edici hale geldiği gibi daha önce tescil de edilmiştir. O halde, davacının dava konusu &#34;MERİNOS&#34; markası üzerinde marka hakkının davalıdan önce doğduğunun kabulü gerekir. Ancak, davanın hak düşürücü süreye bağlı olmadan açıldığının ispatı gerekmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ve mahkeme kararının gerekçesinde davacının, davalının kötüniyetle tescil yaptırdığı iddiası üzerinde durulmamıştır. Bu durumda, davalının yalnızca “DEMMERİNOS” markası yönünden 5 yıllık süre geçmesi nedeniyle ve MK. 2. maddesinden hareket ederek davanın REDDİNE karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla mahkemece, bilirkişi kurulundan ek rapor ya da yeni bir bilirkişi heyetinden yukarıdaki açıklamalar dikkate alınmak suretiyle davalının markalarını tescilde kötüniyetli olup olmadığı, bu şekilde davanın süresinde açılıp açılmadığı hususunda rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davacı ayrıca, davalının ticaret unvanında bulunan &#34;MERİNOS&#34; kelimesinin terkini talep etmiştir. Davacı, 11.7.1933 tarihinde &#34; Bursa Merinos Yünlü Sanayi İşletmesi&#34; unvanı ile faaliyet göstermekte iken Bursa Ticaret Siciline 10.9.1993 tarihinde tescil edilerek ticaretine devam etmiştir. Davalı şirket, 9.2.1990 tarihinde &#34;Merinos Halı Sanayi ve Ticaret A.Ş.&#34; unvanı ile Gaziantep Ticaret Sicili'ne tescil edilmiştir. TTK'nın 47/son maddesi hükmüne göre, bir tüzelkişinin ticaret unvanı Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmişse, bu ünvanın diğer bir unvandan ayırdedilmesi için sonradan tescil edilen tüze kişi ortaklığın unvanına gerekli ekleri yapması zorunludur. Davalının logosunun davacı logosundan farklı olması ve şirket merkezlerinin farklı şehirlerde olması önemli olmayıp, davalının unvanında yer alan &#34;MERİNOS&#34; kelimesinin iltibasa neden olup olmayacağı önem taşımaktadır. Ticaret ortaklıkların merkezleri ayrı yerde olsa ve logolarında farklılık bulunsa bile, unvanlarında iltibas varsa, önceden ticaret sicil kaydını yaptıran tüzel kişilik, TTK.'nın 43., 47., 54. ve 57/5. maddeleri uyarınca haksız rekabetin men'i davası açabilir. Somut olayda her iki unvanda da &#34;MERİNOS&#34; sözcüğü vurgu kelimesi olup, bu durum iltibas yaratır. Buna göre, mahkemece iltibas durumu göz önünde tutularak ve TTK.’nın haksız rekabete ilişkin 57. ve devamı maddeleri uyarınca, bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş ve hükmün BOZULMASINA karar vermek gerekmiştir. (Ticaret Unvanı ile ilgili. ÇIKARAYIM MI?)&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin 2.3.1998 gün ve E. 1997/10695, K. 1998/1306 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-231998-gun-ve-e-199710695-k-19981306-sayili-karari#post-150</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 15:48:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">150@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Mahkemece...davacının &#34;Reckendrees&#34; unvanı ve markasının tescilli olduğu, davalı şirketin marka tescilinin daha sonra olduğu, davalının tanıtım vasıtalarında &#34;Rema bir Reckendrees ve Mutlu Kuruluşudur&#34; ifadesinin haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle davalının eyleminin haksız rekabet oluşturduğunun tesbitine, davalının ad, ticaret unvanı, ilan ve tanıtım vasıtalarında kullandığı &#34;Reckendrees&#34; sözcüğünün çıkarılması suretiyle tecavüzünün önlenmesine, hüküm özetinin ilanına, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı karşı davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı karşı davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davalı karşı davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA...”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 9.2.1998 gün ve E. 1997/9833, K. 1998/641 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-921998-gun-ve-e-19979833-k-1998641-sayili-karari#post-149</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 15:46:38 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">149@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Davacı vekili dava dilekçesinden müvekkili şirket adına tescilli &#34;HACIKASIMOĞULLARI&#34; markası adı altında ürettiği ürünlere, davalının işyerinde ve ürünlerinde kullandığı aynı markayı kullanarak haksız rekabet yarattığını ileri sürmüş ve markaya tecavüzün önlenmesini istemiştir. Dava tarihi itibarıyla, konunun 27.6.1995 tarihinde yürürlüğe giren 556 sayılı Markaların Korunmasına dair Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı adına kayıtlı marka bulunmakla beraber, davalı adına tescilli marka bulunmamaktadır. Bu durumda tescilli markanın korunması gerekir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak:Kazancı
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin,  24.6.2002 gün ve E. 2002/2383, K. 2002/6410 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-2462002-gun-ve-e-20022383-k-20026410-sayili-karari#post-148</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 15:45:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">148@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Davacı vekili, müvekkilinin TUC+şekil ibareli uluslararası tescil başvurusunun ayırt edici karakteri haiz olmadığından bahisle Markalar Dairesince reddedildiğini, davacı itirazının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından da kabul edilmediğini, davacıya ait şeklin markanın renk armonisi ile birlikte tanınmış ve ayırt edici özellik kazanması ve birçok ülkede davacının istediği şekilde tescil edilmiş olması nedeniyle davacı markasının 556 sayılı KHK.’nın 5. maddesinde belirtilen ayırt edici özelliği taşıdığını, Paris Sözleşmesi’nin 6. madde 4. mükerrer maddesi gereğince de davalı kararının yerinde olmadığını ileri sürerek, davalının 10.11.2000 tarih M-1521 sayılı ret kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının marka başvurusunun reddine dair kararın yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu markanın dikdörtgen bisküvi şekli üzerine noktalarla, deliklerle yazılmış TUC ibaresinden oluştuğu, dava konusu markanın, bisküvi şekli ile birlikte, bu şeklin içine yaygın bir biçimde yerleşen TUC harflerinden oluşup, markanın münhasıran kullanılacağı ürünün şeklinden oluşmadığı, şekil ve harflerden oluşan iki unsurun birbirini tamamlar nitelikte olduğu, harflerin şekilli ve şekilsiz olarak daha önce hem ülkemizde, hem de diğer ülkelerde davacı adına tescilli olup, yaygın bir şekilde kullanıldığı, şekil içinde bulunan marka harflerinin esas unsur durumunda olup, tescil talebinin kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılarak TPE. Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 10.11.2000 tarih ve M-1521 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir. Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı; FMR, C. 3, S. 2, sh. 156
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 13.5.2002 gün ve E. 2002/868, K. 2002/4651 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-1352002-gun-ve-e-2002868-k-20024651-sayili-karari#post-147</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 15:45:01 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">147@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Davacı vekili, müvekkilinin &#34;KAMASUTRA&#34; ibaresini prezervatif emtiası marka olarak tescili isteminin davalı Enstitüce genel ahlaka aykırı bulunduğu gerekçesiyle reddedildiğini, oysa kelimenin dini edebiyat içinde yer alan bir eser adı olduğunu ileri sürerek, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 15.02.2000 tarihli tescilin reddi kararının iptalini istemiştir. Davalı vekili, tescili istenen &#34;Kamasutra&#34; ibaresinin Uzakdoğu ülkelerinde kullanılan seks tekniği anlamını taşıyıp genel ahlakı zedeleyici nitelikte olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, &#34;Kamasutra&#34; kelimesinin ansiklopedik sözcüklerde Uzakdoğu ülkelerinde seks tekniği anlamına geldiği, IV ve VII nci yüzyıl arasında cinsel ilişki kurallarını inceleyen bir eserin adı olduğu, esasen prezervatif ürününün de cinsellikle doğrudan ilgili olduğu, bu nedenle marka olarak kullanılmasının genel ahlakı zedeleyici nitelik taşımadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak:Kazancı
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 5.11.2001 gün ve E. 2001/5627, K. 2001/8669 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-5112001-gun-ve-e-20015627-k-20018669-sayili-karari#post-146</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 15:42:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">146@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Davacı A... A.G. vekili, müvekkili tarafından tescilli olarak kullanılan ve tüm dünyada çok tanınmış, meşhur ve bilinen &#34;üç şerit&#34; ten ibaret şekil markasının, müvekkili ürünleri ile de adeta özdeşleşmiş olduğunu, anılan markanın çeşitli ürünler için davalı Enstitü nezdinde başlı başına tescilli olduğunu, tescil talebine konu olan markanın tescili talep edilen şekil ve aynı mallar için halen bir çok ülkede tescilli olduğu gibi, Madrid Anlaşması uyarınca uluslararası tescile de sahip bulunduğunu, davaya konu tescili talep edilen markanın müvekkilinin çok tanınmış markalarından olan &#34;üç şerit&#34;in en çok kullanıldığı ürünlerden biri olan spor ayakkabısı üzerinde kullanım şeklini gösterdiğini, burada tescil isteminin spor ayakkabısını kapsamadığını ileri sürerek, &#34;üç şerit&#34; markasının tescil isteminin TPE.’nin Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından reddine ilişkin 17.7.2000 günlü ve M-769 sayılı kararın iptali ile karara konu markanın tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davaya cevabında, tescil isteminin marka örneği üzerinde esas unsur durumunda bulunan şekilden ibaret markanın, marka olarak üzerinde kullanılacağı malın cinsini, çeşidini ve diğer karakteristik özellikleri belirten işaret ve adlandırmalardan olduğu tespit edildiği için 556 sayılı KHK.’nın 7/1-c maddesine istinaden reddedildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davacının paralel üç çizgiden oluşan markasını kullandığı mal ile birlikte tescilini istediği, burada markanın üç paralel çizgiden oluştuğu ve gerek dünyada ve gerekse ülkemizde tanınmış marka olduğu, 556 sayılı KHK.’nın 5. maddesinde öngörülen bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan niteliğinin de bulunduğu, aynı KHK.’nın 5/2. maddesi uyarınca markanın mal veya ambalaj ile tescil edilebileceği, bu durumun mal ve ambalaj için tescilli marka sahibine inhisari bir hak tanımayacağı, Markalar Hakkındaki 556 sayılı KHK.’nın 7/1-c maddesinde düzenlenen mutlak ret sebebinin kabulü için iki neden öngörüldüğü, bunlardan birinin marka olarak tescili istenen işaretin, ilgili mal veya hizmetin kendisini veya ürünün bazı karakteristik özelliklerini belirten ad veya işaretlerden oluşması hali olup, bu durumda kavram ile müstakbel markanın ayrı olması hali, diğerinin ise, malın ve hizmetin kendisine veya onun bazı karakteristiklerini ifade eden bir ad veya işaretin marka olarak tescili suretiyle, herkesin kullandığı bir işareti bir şahsın inhisarına vermemek düşüncesi olduğu, somut olayda 556 sayılı KHK.’nın 5/2. ve 7/1-c maddesinin birlikte değerlendirilmesi halinde, üç paralel çizgi şeklindeki markanın davacıya ayakkabı üzerinde inhisar hakkı tanımayacağı ve 7/1-c maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmediği gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile TPE. Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 17.7.2000 tarih ve M-769 sayılı marka başvurusunun reddine ilişkin kararının iptaline, tescil isteminin ise idari bir işlem olduğundan reddine karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı TPE. vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davacı vekilinin temyizine gelince; yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılabileceği üzere davacı vekili. TPE.’nin Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali istemi ile birlikte, markanın da tesciline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece ise, tescil isteminin idari bir işlem olması nedeniyle bu istemin reddine karar verilmiştir. Markaların Korunması Hakkında 556 sayılı KHK. ile getirilen düzenlemeye göre, Türk Patent Enstitüsü tasarruflarına karşı adli yargı yolu açılmış ve anılan kararnamenin 71. maddesi ile bu husus emredici hükümle düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu nedenle mahkemenin, tescil işleminin idari bir işlem olarak değerlendirilmesi ve sonuçta bu tasarrufa karşı idari yargı yoluna gidilebileceği yorumunu getiren kabulü doğru görülmemiştir. Ancak, anılan kararnamenin getirdiği düzenlemede, marka başvurusu üzerine Enstitü'ce 29-32. maddeler kapsamında yapılan inceleme sonucunda ve 33. maddeye göre, henüz ilan yapılmadan başvurunun reddi halinde, aynı kararnamenin 47 ve onu izleyen maddelerine göre, bu tasarrufa karşı itiraz prosedürü ve bu prosedür sonucu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme kurulu kararına karşı dava açılabileceği kabul edilmiştir. İnceleme konusu bu dava da, bu aşamada açılmış, marka başvurusunun reddine ilişkin Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu Kararının iptaline ilişkindir. Bu dava sonucunda verilecek mahkeme kararı, Enstitü'nün Kararnamenin 29-32. maddelerini tamamlayan ve marka başvurusunun bu maddeler çerçevesinde kabul edilebilirliğine yönelik bir karardır. Bu kararın kesinleşmesini müteakip Enstitü'ce başvurunun 33. madde gereğince yayınlanması ve bundan sonra bu yayınlamaya karşı itirazlar var ise, 34-36. maddeler çerçevesinde işlem yapılması ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra 39. madde gereğince bu davadaki istek kalemlerinden birini oluşturan tescil işleminin yerine getirilmesi gerekir. Yukarıdaki açıklamalara göre, henüz tescil aşamasına gelinmemiş prosedür içerisinde tescil talebi, zamansız bir istek niteliğinde olduğundan bu gerekçe ile reddi gerekmektedir. Bu nedenlerle mahkemenin tescil talebinin reddi sonucu itibarıyla doğru görülmüş ve davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı, YKD, Ağustos 2003, C. 29, S. 8, sh. 1219
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin 27.2.2001 gün ve E. 2001/1399, K. 2001/1718 sayılı kararı (Karar Düzeltme)"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-2722001-gun-ve-e-20011399-k-20011718-sayili-karari-karar-duzeltme#post-145</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 15:41:47 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">145@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;&#34;556 sayılı KHK.’nın markanın içereceği işaretleri tanımlayan 5. maddesine göre, markanın bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşulu ile kişi adları dahil özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar... gibi her türlü işaretleri içereceği belirtilmiştir. Aynı Kararnamenin 7. maddesinde marka tescilinde mutlak ret nedenleri sayılmış; 7/1-c bendinde cins ve vasıf bildiren, 7/1-d bendinde ticaret alanında herkes tarafından kullanılan işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markaların, 7/1-f bendinde de mal ve hizmetin niteliği ve kalitesi gibi konularda halkı yanıltacak mahiyetteki markaların tescil edilemeyeceği öngörülmüştür. Davacının tescil başvurusu yaptığı hizmet markası ( ..................... ) den ibaret olup, ........ sözcüğü yatay olarak yazılmış, bu sözcüğün om harflerinin altında kalacak biçimde dikey olarak yerleştirilen siyah dikdörtgenin alt tarafına beyaz harflerle .... kelimesi yazılmış ve özgün bir şekil oluşturulmuştur. Markada bilgisayar anlamındaki ........ ve resim anlamındaki .... sözcüklerinden oluşan ............. isimleri bir unsur olup, sözü edilen renk ve şekil kompozisyonu ise diğer ikinci bir unsurdur. Sorun bu unsurlardan teşekkül eden davacı markasındaki asıl unsurun ........ sözcüğü olup olmadığıdır. Bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs den oluşan şekil olup, marka birden fazla unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Mahkemece, iki sözcükten oluşan yazı unsuru, markadaki şekil unsuru nazara alınmadan incelenmiş, ........ sözcüğü biraz daha büyük ve kalın yazıldığı gerekçe gösterilerek onun asıl unsur olduğu sonucuna varılmıştır. Marka sırf sözcük unsurundan oluşsa varılan bu netice doğru olabilecekti. Oysa anlatılan bu durumda sözcüklerden cins bildiren ........ sözcüğü asıl unsur olmaktan çıkmış, sözcükler özel ve özgün renk ve şekil kompozisyonu içinde verilmiş, bu nedenle de öne çıkıp ayırt edici özellik kazanmış ve oluşan bu genel marka şekli kabul ve tescile değer hale gelmiştir. Dosyada mevcut belgelerden benzer bazı markaların davalı tarafından tescil edildiği de görülmüştür. Bu bakımdan davanın reddine dair mahkeme kararı yerinde değildir. Bu nedenle Dairemizin 20.11.2000 gün ve 7595-9119 sayılı onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.&#34;&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: Kazancı
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin 1.12.2000 gün ve E. 2000/7590, K. 2000/9528 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-1122000-gun-ve-e-20007590-k-20009528-sayili-karari#post-144</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 15:40:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">144@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Mahkeme, yaptırdığı bilirkişi incelemesi sonucu verilen mütalaa doğrultusunda, davacı markasında yer alan &#34;Computer&#34; sözcüğünün markanın esaslı unsurunu teşkil ettiğini kabul ederek ve bu kelimenin de cins ve vasıf ifade etmesi nedeni ile mutlak ret sebebi olduğu gerekçesi ile 556 sayılı KHK.’nın 7/1-c, aynı kelimenin ticaret alanında herkes tarafından kullanılan işaret ve adı ihtiva ettiğinden 7/1-d ve bu kelimeyi asıl unsur olarak içeren markanın halkı aldatacak mahiyet taşıdığından 7/1-f maddeleri gereğince davayı reddetmiş, başvurunun kabulü hususunda ileri sürülen Paris Sözleşmesi'nin 6. maddesinin mükerrer A/1 maddesini de kararda münakaşa etmemiş olmakla birlikte bilirkişi raporu içeriğine göre tescil isteminin bu yasal dayanağını aynı sözleşmenin aynı maddesinin B/2 bendinde yazılı ayrık sebeplerden addederek dikkate almamıştır. 556 sayılı KHK.’nın markanın içereceği işaretleri tamamlayan 5. maddesine göre, markanın bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşulu ile, kişi adları dahil özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar... gibi her türlü işaretleri içereceği belirtilmiştir. Aynı kararnamenin 7. maddesinde marka tescilinde mutlak ret sebepleri sayılmış, 7/1-c maddesinde cins ve vasıf bildiren, 7/1-d maddesinde ticaret alanında herkes tarafından kullanılan işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak, içeren markaların, 7/1-f maddesinde de mal ve hizmetin niteliği ve kalitesi gibi konularda halkı yanıltacak mahiyetteki markaların tescil edilemeyeceği öngörülmüştür. Türkiye’nin de taraf olduğu ve bir iç hukuk kuralı gibi uygulanması gerekli Paris Sözleşmesinin 6. maddesinin 4. mükerrer A/f fıkrasında &#34;Menşe memlekette usulüne muvafık bir surette tescil edilmiş markaların aynı maddesindeki ihtirazı kayıtlar altında birlik ülkelerinde de kabul edileceği&#34; hüküm altına alınmış, ihtirazi kayıtların sayıldığı B/2 maddesinde markanın temyiz edici vasıftan mahrum veya münhasıran nev’i ve cins gösteren işaretlerden olması halinde, tescil isteminin reddedilebileceği belirtilmiştir. Davacının tescil başvurusu yaptığı hizmet markası (Computer Bild+şekil)’den ibaret olup, Computer sözcüğü yatay olarak yazılmış, dikey olarak ve haç teşkil eder biçimde de siyah bir tablo oluşturulmuş bu tablonun alt kısmına ise &#34;Bild&#34; kelimesi yazılarak bu renk kompozisyonu içerisinde özgün bir şekil vücuda getirilmiştir. Markada bilgisayar anlamındaki &#34;Computer&#34; ve resim anlamındaki &#34;Bild&#34; sözcüklerinden oluşan &#34;Computer Bild&#34; isimleri bir unsur olup, sözü edilen renk ve şekil kompozisyonu ise, diğer ikinci bir unsurdur. Sorun bu unsurlardan teşekkül etmiş davacı markasındaki asıl unsurun &#34;Computer&#34; sözcüğü olup olmadığıdır. Bir markaya oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Mahkemece, iki sözcükten oluşan yazı unsuru, markadaki şekil unsuru nazara alınmadan incelenmiş, &#34;Computer&#34; sözcüğü biraz daha büyük ve kalın yazıldığı gerekçe gösterilerek onun asıl unsur olduğu neticesine varılmıştır. Marka sırf sözcük unsurundan oluşsa idi varılan bu netice doğru olabilecekti. Oysa, anlatılan bu durumda sözcüklerden cins bildiren &#34;Computer&#34; sözcüğü asıl unsur olmaktan çıkmış, sözcükler özel ve özgün renk ve şekil kompozisyonu içinde verilmiş bu nedenle de öne çıkıp ayırt edici özellik kazanmış ve oluşan bu genel marka şekli kabul ve tescile değer hale gelmiştir. Davacı bu markasını bu şekli ile menşe memlekette ve daha birçok ülkede tescil ettirdiği gibi, anılan markaya Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı'ndan da tescil belgesi verilmiştir. Dosyada mevcut belgelerden benzer Computerworld Communications, Tandon Computer, Computerworld ve Paint Computer markalarının davalı TPE tarafından tescil edildiği görülmüştür, Bu bakımından mahkemenin yorumu yanlış ve kurulan hüküm de yerinde olmadığından davanın kabulüne karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir. Kaldı ki, davacı markasının Paris Sözleşmesi 6. mükerrer A/1 maddesi gereği menşe memlekette ve birçok ülkede tescilli bulunduğuna göre, marka tescil isteminin ülkemizde de kabulü zorunluluğu vardır. Aynı sözleşmenin B/2 maddesindeki istisna, markanın ayırıcı niteliği olmaması veya münhasıran temsil ettiği hizmet ve ürünün cinsini ve nev’ini göstermesi haline münhasırdır. Davacı markasının yukarıda izah edilen nedenlerle ayırıcı niteliği haiz olup, münhasıran nev’i ve cins gösteren bir marka sayılması da mümkün değildir. Sırf bu nedenle de kararın bozulması gerekir. Bozma gerekçeleri, davacı marka başvurusunun reddi için ileri sürülen ve karara mesnet yapılan 556 sayılı KHK.’nın 7/1-c-d-f fıkralarının tamamını kapsamakta ve hepsi içinde geçerli bulunmaktadır.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: FMR, C. 2, S. 1, sh.177; Kazancı; Batider, C. 21, S. 2, sh. 344
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 20.11.2000 gün ve E. 2000/7674, K. 2000/9346 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-20112000-gun-ve-e-20007674-k-20009346-sayili-karari#post-143</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 15:39:25 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">143@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki uyuşmazlık, Türkçe'ye &#34;Neysen o ol&#34; şeklinde çevirisi yapılabilecek olan ve İngilizce sözcüklerden oluşan &#34;BECOME WHAT YOU ARE&#34; ibaresinin Türkiye'de marka olarak tescilinin mümkün olup, olmadığı noktasında toplanmaktadır. Tescil konusu yapılan ibare, görüldüğü gibi birkaç sözcükten oluşmaktadır. Konuyu düzenleyen ve markanın içereceği işaretler başlığını taşıyan 556 sayılı KHK.’nın 5/1. maddesinde &#34;özellikle sözcükler&#34; tabirine yer vermek suretiyle marka olabilecek işaretin birden fazla sözcükten olabileceği açıkça kabul edilmiştir. Esasen, davalı Enstitü'nün dava konusu yapılan 15.11.1999 tarihli tescil isteminin reddine yönelik karar içeriğinden ret gerekçesini bu hususun oluşturmadığı da anlaşılmaktadır. Dava konusu yukarıda tarihi belirtilen Enstitü'nün Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının ret gerekçesini, bu ibarenin ayırt edicilik vasfının bulunmadığı hususu oluşturmaktadır. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelerden anılan işaretin davacı Fransa'da yerleşik La chemise Lacoste firması tarafından 3, 9, 14, 18, 25 ve 35 kod numaralı ürün ve hizmetlerde kullanılmak üzere WİPO'da ve birçok ülkede tescil ettirdiği anlaşılmaktadır. Numaraları belirtilen hiçbir ürünün veya hizmetin anılan sloganla onları belirleyen veya çağrıştıran bir ilgisi ve anlamı bulunmadığı ortadadır. Nitekim, doktrinde de bir işaretin, bir anlam taşımakla birlikte, bu anlam o mal veya hizmet için yabancı ise, ayırt edicilik niteliğinin varlığının kabul edileceği benimsenmektedir (Bkz. Prof. Dr. Ü. Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, İst. 1999, sh. 339). Öte yandan, marka olarak kullanılacak işaretin tescilden önce ayırt edicilik vasfını kazanıp kazanmadığı da tescil açısından önemli değildir. Ayırt edicilik vasfı tescille birlikte de oluşabilir...”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak:  Kazancı-YKD, Şubat 2002, C. 28, S. 2, sh. 227-Erdal Noyan, Marka Hukuku, Adil Yayınevi, 2003, sh. 100; Doğanay, TTK Şerhi, 4. Bası, C. I, sh. 400, dpn. 30
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin, 9.11.2000 gün ve E. 2000/6135, K. 2000/8767 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-9112000-gun-ve-e-20006135-k-20008767-sayili-karari#post-142</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 15:38:30 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">142@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“556 sayılı Markalar Hakkında KHK'nın 5. maddesinde ifadesini bulan marka tanımına göre marka, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşulu ile bu maddede sayılan her türlü ad ve işarettir. Bu işaretin marka olarak tescili ise, aynı düzenlemenin 7 ve 8. maddelerinde belirlenen engellere tabi olmama koşuluna bağlanmıştır...dava konusu &#34;Multicanal&#34; sözcüğünün marka olarak tanımlanıp tanımlanamayacağı ve ayrıca tescile engel bir halin var olup olmadığı konusuna dönüldüğünde, mahkemenin de kabul ettiği üzere anılan sözcük, çok kanallı TV. veya radyo hattı anlamını ifade etmektedir. Bu birleşik kavramın, ilk sözcüğü &#34;Multi&#34; çokluğun yani KHK'nın 7/1-c maddesindeki &#34;miktara&#34; yönelik bir sözcük, ikincisi &#34;Canal&#34; ise TV veya radyo hattını belirten bir sözcüktür. İki markada bulunması gereken ve onu diğer markalardan farklılığını sağlayacak &#34;ayırt edicilik&#34; unsurunu taşımadığı gibi, yukarıda da değinildiği üzere sadece cins, çeşit ve miktar belirlemeye yönelik bu sözcüğün marka olarak tesciline 7/1-c maddesi de engel teşkil etmektedir. Her ne kadar davacı vekili, dava ve temyiz dilekçelerinde anılan sözcüğün ilk defa müvekkilince kullanılarak tanıtıldığı, ayırt edicilik niteliğinin kazandırıldığı ve bu sebeple KHK'nın 7/son bendine dayanarak tescil isteminin gözden kaçırılmış olduğunu ileri sürmüşse de dosya içindeki davacı tarafından Patent Enstitüsüne yaptığı başvuruda bu hükme dayalı tescil talebi olmadığı gibi, anılan Enstitü'nün Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'na vaki itirazında da bu maddeye dayalı bir itiraz sebebi ileri sürülmemiş bulunmasına göre, taleple sınırlı olarak inceleme yapıp karar vermeye yetkili kurulun bu kararına karşı açılacak davada bu talebin dışında bir iddia ile dava açılması da mümkün bulunmadığından ve nihayet bu konuda mahkemeye hiçbir delil ibraz dahi edilmemiş bulunmasına nazaran, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bu yönden de bir isabetsizlik görülmediğinden...”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak:   Kazancı-YKD, Ağustos 2001, C. 27, S. 8, sh. 1204-Erdal Noyan, Marka Hukuku, Adil Yayınevi, 2003, sh. 98; Karahan, Hükümsüzlük, sh. 52
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ly konu: "Yargıtay 11. HD.’nin  12.11.1999 gün ve E. 1999/6866, K. 1999/9075 sayılı kararı"</title>
<link>http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/topic/yargitay-11-hd%e2%80%99nin-12111999-gun-ve-e-19996866-k-19999075-sayili-karari#post-141</link>
<pubDate>Per, 26 Mar 2009 15:37:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>ly</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">141@http://www.fikrimulkiyet.net/kararlar/</guid>
<description>&#60;p&#62;“Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, Türkiye'de Dünya Ticaret Organizasyonu anlaşması ve ek Trips Anlaşması'nın onaylanmış olması nedeniyle olaya uluslararası sözleşme hükümlerinin uygulanmasını gerektirdiği, 556 sayılı KHK'nın 5. maddesi uyarınca, üç boyutlu şekillerin ve renk üretimlerinin marka olarak tesciline olanak verildiği, somut olayda davacıya ait şeklin markanın renk armonisi ile birlikte tanınmışlık ve ayırt edici özellik kazanması ve birçok ülkede davacının istediği şekilde tescil edilmiş olması karşısında ayrıca işaretin üç boyutlu çiziminin mümkün olması nedeni ile davacı markasının 556 sayılı KHK'nın 5. maddesinde belirtilen ayırt edici özelliği taşıdığı, bu nedenle davalının tescil isteminin reddine ilişkin kararın yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 4.5.1998 tarihli Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun ret kararının iptaline, tescil isteminin ise reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava konusu tescili talep edilen marka dikdörtgen biçiminde, üst yarıdan sonra kapaklı, kızıl kahverengi karışımı rengi de içeren bir sigara kutusu şeklidir. Yine dava dosyasına ibraz edilen davacı delillerinden aynı şeklin davacı üretici adına Paris Sözleşmesi taraflarından olan menşe ülkesinde de 25.10.1995 tarihinden beri tescilli olduğu sabit bulunmaktadır. Ünlü bir yabancı sigara mamulünün ambalajında kullanılan bu şeklin (özel rengi ile birlikte) marka olarak 556 sayılı KHK'nın 5. maddesinde öngörülen bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan niteliğinin bulunduğunun kabulü gerekir. Kaldı ki, Türkiye'nin de tarafı olduğu Paris Sözleşmesi'nin dördüncü mükerrer 6. maddesinin ilk fıkrası da davacıya bu şekli tescil hakkı tanımaktadır. Bu nedenlerle davalı Enstitü’nün tescil isteminin reddine dayanak yaptığı 556 sayılı KHK.’nın 5 ve 7/a maddesinin olayda uygulama alanı bulunmamaktadır.”&#60;br /&#62;
.&#60;br /&#62;
Kaynak: AK 17-Kazancı-YKD, 2000, C. 26, S. 5, sh. 716-717; Moroğlu, sh. 1211
&#60;/p&#62;</description>
</item>

</channel>
</rss>
